''Gelir vergisi çalışmamızı'' Başbakana sunduk
30 Mart 2013 BURSA
Maliye
Bakanı Şimşek, ''En önemli reformlarımızdan birisi gelir vergisi
reformudur. Çalışmalarımızı bitirdik. Ekonomi Koordinasyon Kurulu'na
sunduk. Hatta Başbakanımıza da sunduk'' dedi.
Maliye
Bakanı Mehmet Şimşek, Bursa Valiliği ile Capital ve Ekonomist
dergilerinin iş birliğiyle düzenlenen, Anadolu Ajansının medya sponsoru
olduğu ''Uludağ Ekonomi Zirvesi''nde yaptığı sunumunda, kayıt dışılıkla
mücadelenin önemli yapısal sorunlardan olduğunu söyledi.
Bakan
Şimşek, 2003'te yüzde 32 olan ve yüzde 27'ye indirilen kayıt dışılığı
yüzde 20'nin altın indirmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, ''Bunu
başarırsak vergi oranlarıyla oynamadan yeni vergi artışına gitmeden,
Türkiye'nin eğitimine 45-50 milyar daha kaynak aktarabileceğiz. Çok
ciddi rakam bu'' diye konuştu.
Vergi mevzuatını ve vergi güvenlik
müesseselerini güçlendirmeyi amaçladıklarını, bunlara ilaveten ortaya
güçlü irade koyarak vergiyi tabana yaymaları gerektiğine dikkati çeken
Şimşek, şunları kaydetti:
''En önemli reformlarımızdan birisi
gelir vergisi reformudur. Çalışmalarımızı bitirdik. Ekonomi Koordinasyon
Kurulu'na sunduk. Hatta Başbakanımıza da sunduk. Bir takım hususlar
konusunda ilave çalışmalar yapmamız istendi. O ince detayları bitirmek
üzereyiz, inşallah yakında Meclis'e gider ve inşallah Türkiye, bu alanda
da önemli reformu gerçekleştirmiş olur. Bizim vergileri indirme ya da
yükseltme gibi bir gündemimiz yok. Bu reformla vergiler ne inecek ne
yükselecek ama vergi tabana yayılacak ve gelir vergileri artacak.''
Bakan
Şimşek, ''Beyanname kapsamını genişletiyoruz, istisna ve imtiyazları
azaltıyor, kaldırıyoruz. Mevzuatımızı basitleştiriyoruz'' dedi.
Biz konuştukça daha değerli hale geliyorlar
30 Mart 2013
Başbakan
Yardımcısı Babacan, "Biz konuştukça kredi derecelendirme kuruluşları
olduklarından daha değerli hale geliyorlar" ifadesini kullandı.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Anadolu Ajansının medya sponsoru
olduğu ''Uludağ Ekonomi Zirvesi''nde, AA muhabirinin sorularını
yanıtladı.
''Uluslararası derecelendirme kuruluşu Standard &
Poor's'un (S&P) notumuzu artırmasına rağmen bazı edişeler dile
getiriliyor. Seçim süreci, cari açık, bu durumlar risk olarak
gösteriliyor. Siz bunları sorun olarak görüyor musunuz?'' şeklindeki
soru üzerine Babacan, kredi derecelendirme kuruluşlarının vermiş olduğu
not ve yapmış olduğu değerlendirmeler konusunda konuşmayı doğru
bulmadığını ifade etti.
Babacan, ''Çünkü biz konuştukça kredi
derecelendirme kuruluşları olduklarından daha değerli hale
geliyorlar'' diyerek, bu kuruluşların geriden izlediğini ve geriden
baktığını ifade etti.
Kredi derecelendirme kuruluşlarının
yaptıkları değerlendirmelerin de itibarının ve güvenirliğinin eskisi
olmadığına dikkati çeken Babacan, şunları kaydetti:
''Bizim
notumuz arttıkça belki şimdiye kadar cezbettiğimiz bir grup yatırımcı da
Türkiye'ye gelip yatırım yapma imkanını bulacak. Bu kişilerle
konuştuğumuz zaman gönüllerinde Türkiye var. 'Bizimkiler 20-30 yıl önce
yazmışlar, bu kural beni bağlıyor, gelemiyorum' diyorlar. Biz onların
gönüllerini çoktan kazanmışız. Zaten sıcak da bakıyorlar. Biz
yürüyeceğiz. Bu kuruluşlar da peşimizden gelecekler.''
Türkiye'nin kendi derecelendirme kuruluşu kurması konusunda ise Babacan,
''Bankalar Birliğimiz bu konuda ciddi şekilde tartışıyor. Bunun
ortaklık yapısı, işleyiş yapısı üzerinde bir ekip çalışıyor'' dedi.
AB konumunu korumak istiyorsa Türkiye'yi yanına almalı
30 Mart 2013
Maliye Bakanı Şimşek,
"AB dünya ekonomisindeki konumunu korumayı arzu ediyorsa mutlaka Türkiye'yi yanına almalı"
dedi.
BURSA
Maliye
Bakanı Mehmet Şimşek, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nin gala gecesinde yaptığı
konuşmada Türkiye'nin 2010 yılında AB üyesi olması halinde AB'nin yüzde
2 değil, yüzde 2,3 oranında büyüyeceğini anlattı.
2012'de
Türkiye'nin büyümesinin oldukça mütevazı olduğunu ve yine de Türkiye'nin
AB üye olması halinde AB'deki daralmanın daha mütevazı olacağını
kaydeden Şimşek, ''AB eğer önümüzdeki 40-50 yıllık bir perspektifle
dünya ekonomisindeki konumunu korumayı arzu ediyorsa mutlaka Türkiye'yi
yanına almalıdır'' dedi.
Geceye video mesajla katılan İngiltere
Başbakan Yardımcısı Nick Clegg ise Birleşik Krallık olarak, Türkiye ile
güçlü bağlarının olmasından büyük gurur duyduklarını belirtti.
Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi David Reddaway de 2010 yılında, iki
ülkenin başbakanı tarafından imzalanan Stratejik Ortaklık Anlaşması ile
karşılıklı ticareti 2015 yılına kadar iki katına çıkarma hedefini
belirlediklerini hatırlatarak şöyle konuştu:
''Türkiye ve
Birleşik Krallık arasındaki ikili ticaret hacmi 9,2 milyar sterline
ulaştı. Türkiye'de faaliyet gösteren 2 bin 500 İngiliz şirketinin yanı
sıra, İngiltere'yi, AB ülkeleri içerisindeki faaliyetlerini
kolaylaştıran bir üs olarak gören Türk şirketlerinin sayısı da her geçen
gün artıyor. Türk şirketlerini İngiltere'ye yatırıma teşvik eden
unsurların başında iyi eğitimli, motive ve esnek iş gücü ile sağlanan
rahat iş geliştirme ortamı geliyor.''
İki ülkenin iş çevrelerini
her zamankinden daha fazla bir araya getirecek işbirliği ve yatırım
fırsatlarını heyecan verici ve yenilikçi etkinlikler ile sunacak olan
''GREAT'' kampanyası ile ilgili de bilgi veren Reddaway, ''GREAT
kapsamında; ticaret, inovasyon, teknoloji, yaratıcılık ve bilgi gibi ana
temalar altında pek çok etkinliği hayata geçireceğiz" dedi.
''GREAT'' kampanyası
İngiltere, Türkiye'de bir yıl boyunca sürecek olan ''GREAT'' kampanyasına, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde start verdi.
İngiltere ve Türkiye arasında var olan ticari ve kültürel ilişkilere
yeni bir ivme kazandırmak için düzenlenen ''GREAT'' kampanyası, iki ülke
arasındaki işbirliklerini geliştirmeyi hedefliyor.