azsonra aktifsayfa: Mayıs 2013

31 Mayıs 2013 Cuma

31 Mayıs 2013 Ankara Bilim adamları, kaplumbağaların kabuklarının sırrını sonunda çözdü

Kaplumbağaların kabuklarının sırrı çözüldü

31 Mayıs 2013 Ankara
Bilim adamları, kaplumbağaların kabuklarının sırrını sonunda çözdü.


Yale Üniversitesi'nden Tyler Lyson, çeşitli dönemlere ait kaplumbağa fosillerini incelediklerini, yapılan karşılaştırmaların kabuğun milyonlarca yıl içinde evrim geçirerek bugünkü şeklini aldığını gösterdiğini söyledi.
Lyson, yumuşak bir bedene sahip olduğu için diğer hayvanlar tarafından kolayca avlanan kaplumbağaların hayatta kalabilmek ve soylarını devam ettirebilmek için kaburgaları ile omurlarının birbirine kaynaması sonucu ortaya çıkan sert bir dış kabuk geliştirdiğini belirtti. 
Kaplumbağa embriyolarında önce kaburgalar daha sonra da omurlar genişliyor. Kabuğun gelişimi, üzerinde bir deri tabakasının oluşumu ile tamamlanıyor.  
Kaburgaların solunum sisteminde önemli bir işleve sahip olduğuna işaret eden Lyson, "Kendisini korumak için kaburgalarından vazgeçen kaplumbağaların nefes almak için başka bir yol bulmaları gerekiyordu. Bunu da karın bölgelerinde eşi benzeri olmayan bir kas bağı geliştirerek başarmışlar. Bu bağ, kaplumbağanın akciğerleri ile diğer organlarını sarmalayarak nefes almalarına yardımcı oluyor" dedi. 
Lyson, koruma sağlayan kabuğun aynı zamanda içerdiği demir, potasyum ve magnezyumun laktik asit birikimini önlemesi sonucu kaplumbağanın diğer omurgalılara oranla su altında daha uzun süre kalmasına yardımcı olduğunu vurguladı. 

Davutoğlu'ndan Suriye diplomasisi 31 Mayıs 2013 21:51 Ankara Dışişleri Davutoğlu, Suriye Halkının Dostları Çekirdek Grubu üyelerinden ABD, İngiltere, Fransa, Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları ile telekonferans yöntemiyle görüştü

Davutoğlu'ndan Suriye diplomasisi

31 Mayıs 2013 21:51 Ankara

Dışişleri Davutoğlu, Suriye Halkının Dostları 

Çekirdek Grubu üyelerinden ABD, İngiltere, 

Fransa, Ürdün, Katar, Birleşik Arap 

Emirlikleri ve Suudi Arabistan dışişleri 

bakanları ile telekonferans yöntemiyle görüştü.

 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye

 Halkının Dostları Çekirdek Grubu üyelerinden 

ABD, İngiltere, Fransa, Ürdün, Katar, Birleşik 

Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan dışişleri 

bakanları ile telekonferans yöntemiyle görüştü.

 

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye 

göre, Suriye'deki durumun ve son gelişmelerin 

değerlendirildiği telekonferansta bakanlar, 

özellikle Suriye Muhalif ve Devrimci 

Güçler Koalisyonu'nun (SMDK) İstanbul'da 

dün gece sona eren toplantısında elde edilen 

sonuçlardan duydukları memnuniyeti dile 

getirdi. Bakanlar, koalisyonun toplantıda 

alınan genişleme kararı ile her zamankinden 

daha güçlü ve temsili bir yapıya kavuştuğunu 

belirtti.

Telekonferansa katılan bakanlar, bu sonucun 

alınması ve toplantının başarıyla sonuçlanması 

konusunda Bakan Davutoğlu'nun gösterdiği 

çabalara teşekkür etti ve Çekirdek Grup adına 

çarşamba günü SMDK üyelerine bir konuşma 

yapan Davutoğlu'nun toplantıda yaşanan 

tıkanıklığın aşılmasında önemli bir rol 

oynadığını vurguladı.

 

Bakanlar ayrıca Suriye'de rejimin yürüttüğü 

şiddet kampanyasını görüştü ve bu çerçevede 

halkın kendini savunma hakkına dikkati 

çekerek, muhalefetin bu amaçla desteklenmesi 

konusunda Çekirdek Grubun İstanbul ve 

Amman toplantılarında alınan kararlara 

bağlılıklarını teyit etti.

Bakanlar, Suriye krizine siyasi bir çözüm 

bulunması amacına yönelik Cenevre-2 süreci 

çerçevesinde devam eden hazırlıkları da 

konuştular ve Çekirdek Grubun Amman 

toplantısında bu bağlamda ortaya konan 

parametrelerin ve çerçevenin geçerliliğini 

koruduğunun altını çizdiler.

Erdoğan'dan kız öğrenci yurdu açılışı 31 Mayıs 2013 21:31 İstanbul Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan'ın anne ve babasının adını taşıyan Kartal'daki Hayriye-Cemal Gülbaran Kız Öğrenci Yurdu'nu hizmete açtı

Erdoğan'dan kız öğrenci yurdu açılışı

31 Mayıs 2013 21:31 İstanbul

Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan'ın anne 

ve babasının adını taşıyan Kartal'daki 

 

Hayriye-Cemal Gülbaran Kız Öğrenci 

Yurdu'nu hizmete açtı.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine 

Erdoğan'ın anne ve babasının adını 

taşıyan Kartal'daki Hayriye-Cemal Gülbaran 

Kız Öğrenci Yurdu'nu hizmete açtı. 

 

Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı 

tarafından yaptırılan öğrenci yurduna eşi 

Emine Erdoğan ile gelen Başbakan Erdoğan, 

kız öğrenciler tarafından coşkuyla karşılandı. 

 

Başbakan Erdoğan, yurdun açılışında yaptığı 

konuşmada, Hayriye-Cemal Gülbaran Kız 

Öğrenci Yurdu'nun açılışında gecikmiş de olsa 

bulunmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi. 

 

Konferans salonunda düşüncelerini 

öğrencilerle paylaşacağını ifade eden Erdoğan, 

 

"Sizlere Allah'tan başarılarla dolu bir gelecek 

temenni ediyorum" 

 

dedi. 

Başbakan Erdoğan, yurdun yapımında emeği 

 

geçenlere teşekkür etti. 

 

Erdoğan, daha sonra konfetiler eşliğine kurdele

 keserek, yurdu hizmete açtı. 

 

Başbakan Erdoğan ve Emine Erdoğan, daha 

 

sonra Hayriye-Cemal Gülbaran Kız Öğrenci 

 

Yurdu'nu gezdi. Erdoğan'ın ziyareti basına 

 

kapalı gerçekleşti. 

Show Tv Ciner Grubu'na satılıyor 31 Mayıs 2013 20:50 İstanbul Çukurova Grubu'nun, Show Tv hisselerinin TMSF gözetiminde, Ciner Grubu'na 402 milyon dolara satışı konusunda ön protokol imzaladığı açıklandı

Show Tv Ciner Grubu'na satılıyor

31 Mayıs 2013 20:50 İstanbul
 
Çukurova Grubu'nun, Show Tv hisselerinin TMSF gözetiminde, Ciner Grubu'na 402 milyon dolara satışı konusunda ön protokol imzaladığı açıklandı.
 

Çukurova Grubu'nun, Show Tv hisselerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) gözetiminde, Ciner Grubu'na 402 milyon dolara satışı konusunda ön protokol imzaladığı açıklandı.

TMSF'den yapılan açıklamada, Çukurova Grubu'nun Show Tv hisselerini TMSF gözetiminde Ciner Grubu'na 402 milyon dolara satışı konusunda ön protokol imzaladığı duyuruldu.

Açıklamada ayrıca Show Tv Genel Müdürlüğüne Habertürk televizyonu Genel Müdürü Semih Kaya'nın getirildiği belirtilirken, Show Tv eski Genel Müdürü Serdar Çaloğlu'nun ise Yönetim Kurulu Danışmanı olarak atandığı açıklandı. 

AA sadece Türklerin değil her mazlumun sesidir 31 Mayıs 2013 11:58 Gazze Anadolu Ajansı Genel Müdürü Öztürk, "Anadolu Ajansı sadece Türklerin değil, İslam aleminin ve kimliğini sormadan her mazlumun sesidir"

AA sadece Türklerin değil her mazlumun sesidir

31 Mayıs 2013 11:58 Gazze

Anadolu Ajansı Genel Müdürü Öztürk, 

"Anadolu Ajansı sadece Türklerin değil, İslam aleminin ve kimliğini sormadan her mazlumun sesidir"

 dedi.

Gazze Bürosu'nun açılışı dolayısıyla kentte bulunan Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk, Filistinli gazetecilerle bir araya geldi.

AA'nın Arapça tanıtım filminin gösteriminin ardından bir konuşma yapan Öztürk, katılımcılara teşekkür etti. AA'nın çalışmaları, vizyonu ve hedefleri hakkında bilgi veren Öztürk, 2011 yılında göreve başladığında, AA'nın uluslararası ajansların çok gerisinde olduğunu ve ilk 20'ye giremediğini ifade etti.

O dönemde AA'nın Türkçe ve kısıtlı olarak İngilizce yayın yaptığını, bu nedenle uluslararası medyaya hitap edemediğini anlatan Öztürk, Filistinli veya Türk liderlerin basına yansıyan açıklamalarının, başka ajanslar tarafından karşı dile çevrildiğini örneklerle anlatarak, ''Bunu değiştirmeye karar verdik. Bu çerçevede "100. Yıl Vizyonu"nu hazırladık. 2020 yılında dünyanın en etkin ajansları arasında ilk 5 ajans arasına girmeye karar verdik'' diye konuştu.

Daha önce Türkiye'de ve İslam dünyasında ilk 10'a giren ajansların bulunmadığını hatırlatan Öztürk, bunun Türk ve İslam dünyasının ortak sorunu olduğunu, bir bölgede meydana gelen konularda, diğer tarafın batılı ajanslara mahkum olunduğunu ifade etti.

Bu sorunu çözmek için AA'nın yaklaşık 1,5 yıl önce işe başladığını ve kısa sürede İlk 10'a girdiğini belirten Öztürk, ajansın 7 yıl sonraki, 100, yılında, hedefin ilk 5'e girmek olduğunu vurguladı.

Kısa sürede alınan neticelerin bu yönde kendilerini umutlandırdığını dile getiren Öztürk, "Bu hedefimizi inşallah kısa sürede gerçekleştiririz'' ifadesini kullandı.

Öztürk, bu hedef doğrultusunda AA'nın hızlı bir şekilde hareket ettiğini, şu anda dünyada ve özellikle Ortadoğu'da, en kritik bölgelerde muhabirlerin bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Burada önemli bir konu, biz Arapça'da doğrudan haber yapıyoruz, tercüme değil, mesela Gazze'deki muhabirlerimiz doğrudan Arapça yazıyorlar ve bu dilde yayına veriliyor. Bazen Türkçe'den daha hızlı hareket ediyor. Şu anda Türkçe ve Arapça servislerimiz arasında tatlı bir rekabet var."

Öztürk, dünyada 15 ajansın Arapça bölümünün bulunduğunu ve en önemlileriyle kıyaslandığında AA'nın daha az habercisinin olduğunu aktarıp, bu konuyla ilgili tabloyu göstererek, "Ama üretimde hepsini geride bırakıyor'' dedi. Yıl sonuna kadar AA'nın rakip ajansları foto ve görüntüde de geçmeyi hedeflediğini bildiren Öztürk, şunları söyledi:

"Nasıl bu kadar hızlı oldu, sebebi şu, atalarımızın bıraktığı izlerden geldik, bıraktığımız kardeşlerimizle karşılaştık, diğer ajanslar bazı bölgelere giremezken AA bu bölgelerde sevinçle karşılandı. Bizim aramızda sarsılmaz kardeşlik var. Bizim vurguladığımz şey, AA sadece Türkiye'nin değil, bu bölgenin tamamına ve bölgeye ait bir ajanstır."

Bir çok ülkeden çalışanlarımız var, bu bize güç veriyor

Çeşitli bölgelerdeki ofislerde farklı milletlerden yöneticilerin bulunduğunu anlatan Öztürk, "Yani Kahire ofisimizin müdürü bir Arap, yardımcısı ise bir Türk'tür. İstanbul'daki ofisimizin yöneticisi Türk, bir yardımcısı Filistinli, diğer yardımcısı Kerküklüdür. Ürdünlü, Cezayirli ve bir çok ülkeden çalışanlarımız var, bizim açımızdan farklılık yoktur, bu da bize büyük bir güç verdi" şeklinde konuştu.

Uluslararası birçok büyük ajanslarda böyle bir durumun görülemeyeceğine değinen Öztürk, farklı milletlerden AA çalışanlarının aynı ofiste rahatlıkla, kardeşçe çalıştığını ve tüm çalışanların ajansı, "kendi ajansı" saydığı için de bu başarının, kısa sürede yakalandığını vurguladı.

Haber Akademisi ve Yeni Medya

AA'nın kısa sürede uluslararası ajans olmak için akedemi kurulduğunu ve burada özel olarak haberci yetiştirildiğini anlatan Öztürk, muhabirlerin akademide, diplomasi, finans ile savaş muhabirliği alanında eğitim aldığını ve bunların daha sonra savaş alanları ile kriz bölgelerinde çalıştığını bildirdi.

Bu muhabirlerin birden çok dil bildiğini belirten Öztürk, "Yeni nesil haberci ekibi yetiştiriyoruz, yani haberi ve teknolojiyi çok iyi bilen gazeteciler yetiştiriyoruz" dedi.

Ajanslar için sadece yetişmiş elemanın değil, teknolojinin de büyük bir güç olduğunu hatırlatan Kemal Öztürk, AA'da Haber Akış Sistemi (HAS) adıyla dünyanın en gelişmiş haber sisteminin hayata geçirildiğini ifade ederek, "Bunu da kendimiz yazdık" dedi.

Bunun psikolojik öneminin olduğuna değinen Öztürk, ''Kendimize güvenmemiz lazım, ajans olarak, gazeteci olarak.Yıllardan beri bizi küçükseyenlerin karşısında kendimizi göstermemiz lazım, işte AA bunu ilk defa gerçekleştirecek inşallah" ifadelerini kullandı.

İslam dünyasında daha önce bazı televizyonların uluslararası olmayı başarabildiğini aktaran Öztürk, ajans olarak da AA'nın bunu başaracağını vurguladı.

Gazze ofisimiz Filistinin davasının en önemli sesi olacaktır

AA Gazze ofisinin önemine de değinen Öztürk, şunları kaydetti:

"Gazze ofisimiz, Filistinin davasının en önemli sesi olacaktır, bu ajans sizin ajansınız, herkese eşit mesafededir, Herkesi aynı sıcaklıkla sevmektedir, Bu ajans sadece Türklerin değil, İslam aleminin ve kimliğini sormadan her mazlumun sesidir, İnşallah, en güçlü ajanslardan biri olarak, İslam dünyasının gururu olacağız."

Konuk gazetecilerin sorularını da cevaplayan Öztürk, AA'nın Filistinle haberleriyle ilgili bir üzerine, şöyle konuştu:

"Benim kanaatime göre, Filistin davasıyla ilgilenen herkesin gözlerini ve bakışlarını dünyanın her tarafına çevirmesi lazım. Mynmar'da kamplarda binlerce kişinin öldüğünü biliyor musunuz? Bakış açımızı evrensel yapmazsak, sorunu çözmekte daha çok zorlanırız. Filistin davasında AA taraf tutmaz. Eğer taraf tutacaksa da Filistin halkının tarafını tutacaktır. Siyasi ve ideolojik olarak olarak hiç bir tarafa öncelik vermez. Bizim bugün sahilde gördüğümüz, ayağı yalın olan çocuğun haberini yapmak birinci derecede önceliğimizdir. Ablukanın neden olduğu dramı ve yıkımı haber yapmak, bizim birinci derecede önceliğimizdir. Elbette İslam dünyası, Filistinli kardeşlerimizin barışmasını, onların müjdesini bekliyor.Biz de buraya ofis açtık ki, bu barışmanın ilk müjdesini dünyaya biz duyuralım. Biz, bir bardağın yarısı boş diğer yarısı doluysa önce bardağın yarısı dolu deriz."

Ajansın finans politikasıyla ilgili bir soru üzerine Öztürk, AA'nın ürünlerinin parayla satıldığını anlatarak, "Şu anda Arapça almak isterseniz ücret almamız gerekir. Filistinli gazeteler, Başbakanımızdan torpilli olduğu için ücretleri düşük olabilir" diye konuştu.

31 Mayıs 2013 19:39 Ankara Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Torunlar Enerji ile Özelleştirme İdaresi arasında Başkentgaz'ın satış sözleşmesinin imzalandığını bildirdi

Başkentgaz'ın satış sözleşmesi imzalandı

31 Mayıs 2013 19:39 Ankara
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Torunlar Enerji ile Özelleştirme İdaresi arasında Başkentgaz'ın satış sözleşmesinin imzalandığını bildirdi.
 

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Torunlar Enerji ile Özelleştirme İdaresi arasında Başkentgaz'ın satış sözleşmesinin imzalandığını bildirdi. 
Şimşek, yaptığı yazılı açıklamada, Torunlar Enerjinin satış sözleşmesi bedeli olan 1 milyar 162 milyon doların 1 milyar 62 milyon dolarını Özelleştirme İdaresine aktardığını kaydederek, ''Kalan 100 milyonluk kısmı da 2 taksit halinde ödeyecek. Ülkemize hayırlı olsun'' ifadesini kullandı. 

Sağlık Bakanlığı'ndan ''Taksim'' açıklaması 31 Mayıs 2013 18:52 Ankara 31 Mayıs 2013 18:18 İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Taksim Gezi Parkı çevresindeki olaylarda 12 kişinin yaralandığını, 63 kişinin de gözaltına alındığını bildirdi

Gezi Parkı'nda 63 gözaltı

31 Mayıs 2013 18:18

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Taksim Gezi Parkı çevresindeki olaylarda 12 kişinin yaralandığını, 63 kişinin de gözaltına alındığını bildirdi.

İstanbul

 İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Atatürk Havalimanı VIP Salonu'nda, Taksim Gezi Parkı çevresinde yaşanan olaylara ilişkin yaptığı basın toplantısında, hastanede tedavileri devam eden 12 kişiye "geçmiş olsun" dileklerini iletti.

Yaralanan 12 kişiden birinin travma nedeniyle ameliyat edildiğini ve yoğun bakımda tedavisinin sürdüğünü dile getiren Mutlu, "Diğer yaralılarla ilgili süreci hastanelerimiz, 'kısa süre içerisinde taburcu edilecekler' şeklinde tarafımıza bildirmişlerdir. Ancak bu ameliyat sonrası yoğun bakımda tedavisi devam eden kişinin de Fas uyruklu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir hanım olduğunu ifade etmek istiyorum. Ayrıca bu olaylarda bir gazetecinin de travma ve gaz nedeniyle etkilendiği, sağlık durumunun iyi olduğunu paylaşmak istiyorum" ifadelerini kullandı.

Mutlu, Gezi Parkı'nda toplanan grupların kendilerini ifade etme konusunda ve özellikle doğaya sahip çıkma taleplerinin, ifade hürriyeti noktasında şüphesiz ki değerinin her zaman anlamlı olduğunu kaydetti. 

"Ortada herhangi bir doğa katliamı söz konusu değildir" diyen Mutlu, bu konuyla ilgili yapılanların da  kamuoyuyla net şekilde paylaşıldığını kaydetti.

Vali Mutlu, bölgede güvenliğin temini ve kamu düzeninin sağlanması itibarıyla zaman zaman müdahalelerin olduğunu anlattı. 

Yaşanan tablonun, hiç kimsenin şehirde görmeyi arzu etmediği olaylar olduğuna işaret ederek, Taksim bölgesinin kentin en güzel mekanlarından olduğunu hatırlattı.

Buraların halkın 24 saat kullandığı alanlar olduğunu vurgulayan Mutlu, bu mekanların iyi niyetli gösterilerin ötesinde, istismar etmeyi düşünen birtakım grupların emelleri noktasında bu şekilde asayişi bozucu noktaya ulaşmasının dikkat çekici olduğunu kaydetti. 

Vali Mutlu, bu nedenle emniyet mensuplarının yaptığı müdahalelerde şu anda Taksim Meydanı'nda, Gezi Parkı'nda herhangi bir olumsuzluk görülmemekle birlikte, özellikle Gezi Parkı'nda kısıtayıcı bir uygulamayı da bugün itibarıyla sürdürmeye devam ettiklerini bildirdi. 

Biz bu grupları tanıyoruz ve hedeflerini de biliyoruz

Çok farklı bilgilerin, çok farklı kanallardan sürekli olarak işlenildiğini ifade eden Mutlu, şöyle devam etti:

"Ancak gerek Taksim Meydanı'nda ya da Gezi Parkı alanında herhangi bir müdahale söz konusu değil. Tabii bunları devam ettirme arzusunda olan ve doğa, tabiat, ağaç sevgisi üzerinden prim yapmak suretiyle bu konuları kendi hedefleri için istismar etmeye çalışan grupların, geniş kitlelerimizi kullanarak, bu konuda duyarlılığı, hassasiyeti olan İstanbulluların bu duygularını kullanarak, onları olumsuz yönde etkileme çabaları devam etmektedir. Dolayısıyla bu vesileyle sürekli olarak haber akışını, yanlış bilgilendirici mahiyette tutumlarının olduğunu ifade etmek isterim. Dolayısıyla burada bilgi kirliliğine özen gösterilmesi ve yapmış olduğumuz açıklamalar çerçevesinde Taksim ve Gezi Parkı alanında şu anda herhangi bir sıkıntılı tablonun olmadığını bir kez daha açıklamak istiyorum. Biz bu grupları tanıyoruz. Bu grupların hedeflerini de biliyoruz. Bu hedeflerinin doğa ve ağaç sevgisiyle çok ilintili olmadığını da biliyoruz"

Mutlu, duyarlılıklarını ifade etmek için Taksim Gezi Parkı'na gelenlerin, arka planda onları istismar eden yapıların olduğunu çok iyi değerlendirmeleri gerektiğini vurgulayarak, her türlü yanlış bilginin toplumla sosyal medya üzerinden ya da farklı kanallardan paylaşılarak sürekli bir ajitasyon ve bilgi kirliliği yaratılabileciğini, bu konuda dikkatli olunmasını istedi. 

Olaylarda gözaltına alınanlara ilişkin de bilgi veren Mutlu, "Gözaltıyla ilgili son tablo 63 kişiydi. Son durum budur. Bunlarla ilgili emniyetimizde gözaltı sürecine ilişkin hukuki işlemler sürdürülüyor. Adli makamlara intikallari de sağlanacaktır" diye konuştu. 

 

 





 

Sağlık Bakanlığı'ndan ''Taksim'' açıklaması

31 Mayıs 2013 18:52 Ankara

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'na Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylarla ilgili atfedilen sözlerin asılsız olduğu bildirildi.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'na Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylarla ilgili atfedilen sözlerin asılsız olduğu bildirildi.

Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Taksim Gezi Parkı’nda yaşanan olaylara ilişkin sosyal medya mecralarında yayılan ve Bakan Müezzinoğlu'na atfedilen “Hem polise, devlete karşı geleceksin hem de sonra ambulans bekleyeceksin” mesajının asılsız olduğu belirtildi.

Müezzinoğlu'nun konuyla ilgili herhangi bir beyanatının olmadığı ifade edilen açıklamada, 112 ambulanslarının olay yerinde hazır bekletildiği ve yaralılara anında müdahale edildiği kaydedildi.

Bakan Müezzinoğlu, Twitter'daki sayfasından yaptığı açıklamada da iddiaları yalanladı. Müezzinoğlu,  "Sosyal medyada, Gezi Parkı ve ambulans konusunda tarafımdan yapıldığı iddia edilen açıklama bir iftiradır, provokasyondur. Bana isnat edilen mesajı yayanların kötü niyetli olduğu açıktır. Böyle bir açıklamam yoktur, olamaz. Sağlık kurumlarımız, personelimiz, araçlarımız ayrım yapmadan bütün vatandaşlarımıza özveriyle hizmet vermeye devam etmektedir" ifadesini kullandı.

 
 

31 Mayıs 2013 İstanbul İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Topçu Kışlası Projesi'ne karşı açılan davada, yürütmeyi durdurma kararı verdi Sabaha karşı bu eylemlerin yapılmış olması, siyasi iktidarın bir oyunudur. Bu oyuna düşmemek lazım

Bu oyuna düşmemek lazım


31 Mayıs 2013 18:04 Ankara

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylara ilişkin, "Sabaha karşı bu eylemlerin yapılmış olması, siyasi iktidarın bir oyunudur. Bu oyuna düşmemek lazım" dedi.



MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ATO Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen Başkent'te Konya Tanıtım Günleri Etkinliği'ne katıldı.
Seydişehir Belediyesinin standını da ziyaret eden Bahçeli, burada gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bahçeli, Taksim Gezi Parkı'nda yaşanan olaylara ilişkin şiddete dayalı gelişmelerin Türk toplumunu rahatsız ettiğini bvurguladı. Türkiye'de şiddet yoluyla eylem yapmak, karşı düşünceleri veya yandaş düşünceleri savunmanın alışkanlık haline geldiğini belirten Bahçeli, İstanbul halkının Gezi Parkı üzerinden bazı görüşlerini dile getirdiğini, savundu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Siyasi iktidarın emniyet güçleri aracılığıyla aşırı derecede şiddet kullanmayı devam ettirmesi çok doğru değildir. Özellikle de sabaha karşı bu eylemlerin yapılmış olması, gerilim stratejisiyle bazı siyasi hedeflere ulaşma noktasında siyasi iktidarın bir oyunudur. Bu oyuna düşmemek lazım" dedi.
Bir gazetecinin seçim barajının düşürülmesine yönelik kanun tasarısı hakkındaki görüşünün sorması üzerine Bahçeli, yasa teklifi olduğunu bilmediklerini, gördükten sonra MHP'nin geçmişten bu yana devam ettirdiği görüşler çerçevesinde tavrını ortaya koyacağını kaydetti.
Bahçeli, İstanbul'da yapılacak üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adının verilmesine de değinerek, "Üçüncü köprünün toplumsal gelişmenin, Avrupa-Asya arasındaki ilişkilerin bir tabii sonucu olarak, yoğun trafiği daha da hafifletmek amacıyla yapılmış olması faydalı bir eylemdir, iyi bir düşüncedir" diye konuştu.
Bahçeli, üçüncü köprüye isim önerisinin olup olmadığı yönündeki soruyu, "Birinci köprü Cumhuriyetimizi temsil ediyor, ikinci köprü Osmanlı'nın temsili, üçüncü köprü de Selçuklu'yu temsil etsin  diye düşünürüm. Son günlerde 1071'e karşı çok sempati duyan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Sultan Alparslan demesinde bir mahsur görmem" ifadeleriyle yanıtladı.


Kılıçdaroğlu'ndan "Gezi Parkı" açıklaması

31 Mayıs 2013 23:47 
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylarla ilgili Başbakan Erdoğan'ı sorumluluğa çağırdığını söyledi.
Ankara
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylarla ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı sorumluluğa çağırdığını belirterek, "Şu an itibarıyla Başbakan olduğunu göster, polisi geri çek, yargı kararına uyduğunu kamuoyuna açıkla" ifadelerini kullandı.
CHP Basın Birimi'nden yapılan açıklamaya göre, Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan ve hükümeti sorumluluğa çağırdı.
İstanbul Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylara dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Halk, kendi kentine yani İstanbul'a sahip çıkıyor. Bunun için direniyor. Doğayı ve kentini korumak istiyor" görüşünü bildirdi.
Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Bu andan itibaren yaşanan her olayın sorumlusu Başbakandır. Ne yazık ki Başbakan, hala sorumluluğunun farkında değildir. Artık İstanbul'da vali diye bir kişi yoktur. Türkiye'de yönetim boşluğu vardır. Bu boşluk İstanbul'da bütün açıklığıyla gözler önüne serilmiştir. Şu an itibarıyla Başbakan olduğunu göster, polisi geri çek, halkla polisi karşı karşıya getirme, yargı kararına uyduğunu kamuoyuna açıkla. Bu sizin görevinizdir. Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı olarak görevinizi size hatırlatıyor ve zaman geçirmeden uygulanması için sorumluluğa çağırıyorum."







 

Topçu Kışlasında yürütmeyi durdurma kararı


31 Mayıs 2013 İstanbul

İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Topçu Kışlası Projesi'ne karşı açılan davada, yürütmeyi durdurma kararı verdi.



İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Taksim Topçu Kışlası Projesi'nin iptali davasını kabul ederek, yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği yetkililerince, Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine açılan "Taksim parkı üzerine Topçu Kışlası adıyla alışveriş merkezi yapılmasına olanak tanıdığı ileri sürülen 27 Şubat 2013 tarihli, 139 sayılı Kültür Varlıkları Koruma Yüksek Kurulu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması" talepli dava karara bağlandı.
Kültür Bakanlığından savunma alınıncaya kadar..
Mahkeme,   "davanın durumu ve uyuşmazlığın niteliği gözetilmek suretiyle, davalı idare olan Kültür ve Turizm Bakanlığının savunması alınıncaya veya bilgi ve belgeler gönderilip yürütmenin durdurulması hakkında yeni bir karar alınıncaya kadar, yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne" oy çokluğuyla karar verdi.
Üye hakimlerden Ramazan Boyraz, "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27/2. maddesinde öngörülen koşulların birlikte gerçekleşmediği anlaşıldığından, istemin reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum"  ifadesini kullanarak, bu karara muhelefet şerhi koydurdu.

31 Mayıs 2013 16:00 İstanbul Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, "Tütünle mücadelede de en önemli etken, kadınların katılımını sağlamak, aileyi sürece katmak olacaktır"

Kadınlar tütünle mücadelede yer almalı

31 Mayıs 2013 16:00 İstanbul

 

Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, "Tütünle mücadelede de en önemli etken, kadınların katılımını sağlamak, aileyi sürece katmak olacaktır" dedi.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Dünya Tütünsüz Günü çerçevesinde Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen “Türkiye'nin Tütün Kontrolündeki Başarısı, 2012 Türkiye Küresel Yetişkin Tütün Araştırması” sonuçlarının kamuoyuyla paylaşıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, dünya genelinde 1,2 milyar insanın aktif, çok daha fazla insanın ise pasif olarak etkilendiği zararlı bir alışkanlık olan sigarayla mücadele edildiğini söyledi.

"Türk gibi sigara içmek" tabiri

 Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, sigara alışkanlığının kendileri için çok zor bir mücadele alanı olduğunu belirterek, "Çünkü 'Türk gibi sigara içmek' tabirinin hüküm sürdüğü bir toplumduk" diye konuştu.

Bu tabirin bir maharet değil, zafiyet olduğunu insanlara kavratmaları gerektiğinin altını çizen Müezzinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"En önemli ihtiyaç ise siyasi kararlılıktı. Bizi bugün dünyadaki diğer mücadele örneklerinden ayıran ve öne çıkaran en büyük farkımız da ortaya koyduğumuz siyasi kararlılığımız oldu. Sayın Başbakanımızın tütünle mücadelede üstlendiği liderlik sayesinde uzun soluklu bu maratona güçlü ve hızlı adımlarla başladık. 

Batı ülkelerine göre geç başladığımız tütün salgınıyla mücadelede DSÖ'nün tütün kontrol çerçeve sözleşmesi stratejilerini 176 ülke içerisinde tamamen uygulayan ilk ülkeyiz." 

Kadınlar aktif olacak

Bugün bu alanda elde ettikleri başarıyı dünya ile paylaşmak istediklerini anlatan Müezzinoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Bilindiği gibi tütün kontrolü çalışmalarında başarıyı gösteren en önemli sonuçlardan bir tanesi sigara içme oranında yaşanan düşüştür. Bu sonuçlara göre, ülkemizde 2008'de yüzde 31 düzeyinde olan sigara içme oranının bugün yüzde 27’lere gerilediğini görmekteyiz. 2008'de sigara içen 2,2 milyon insanımızın artık sigara içmiyor olması bizi gururlandıran en büyük kazancımızdır. 

Bir başka veri ise erkeklerde sigara bırakma oranının kadınlara göre biraz daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte kadınlarımızı tütün salgınına karşı korumada daha özenli davranmamız gerektiğini fark ettik. 

Tütünle mücadelede en önemli etken, kadınların katılımını sağlamak, aileyi sürece katmak olacaktır, gelecek nesilleri etkin korumak olacaktır. Önümüzdeki dönemde tütünle mücadelede kadınlarımızın bu kampanyaya katılmasında daha aktif rol üstleneceğiz."








 

31 Mayıs 2013 15:18 İstanbul Yayınladığı fotoğraf ve videolarla dünya gündemini değiştiren ünlü fotomuhabiri Laurent Van der Stockt, Anadolu Ajansı’nın davetlisi olarak İstanbul’a geliyo

Ünlü fotomuhabiri Stockt İstanbul’a gelecek

31 Mayıs 2013 15:18 İstanbul
 
Yayınladığı fotoğraf ve videolarla dünya gündemini değiştiren ünlü fotomuhabiri Laurent Van der Stockt, Anadolu Ajansı’nın davetlisi olarak İstanbul’a geliyor.
 

Savaşı izlemek için iki aydır Suriye’de bulunan ve bölgede kimyasal silah ile zehirli gaza maruz kalan Fransız fotomuhabiri İstanbul’da deneyimlerini aktaracağı bir söyleşi yapacak.
Laurent Van der Stockt, savaş coğrafyalarında yürüttüğü mesleğine dair deneyimlerini ve yakın zamanda döndüğü Suriye’deki gözlemlerini Anadolu Ajansı İstanbul Bölge Müdürlüğü’nde katılımcılarla paylaşacak.
Gazeteciler, fotomuhabirleri ve dünya gündemine ilgi duyan herkesin katılabileceği söyleşi, Anadolu Ajansı İstanbul Bölge Müdürlüğü’nde 3 Haziran Pazartesi günü saat 17.00’de gerçekleştirilecek.
Van der Stockt için gerçeği göstermek bir meslek andı
Anadolu Ajansı Görsel Haberler Yayın Yönetmeni Ahmet Sel,  Laurent Van der Stockt’un dünyanın efsane foto muhabirlerinden biri olduğunu belirtti.
Stockt’un "Yugoslavya iç savaşından Çeçenistan’a, Irak’tan Suriye’ye son yirmi beş yıl boyunca en önemli savaşları ve sıcak olayları yerinde izlediğini" ifade eden Ahmet Sel, kendisini tehlikeye atan Stockt’un, fotoğraf çekerken defalarca yaralandığını, Suriye’de son olarak Esed güçlerinin muhaliflere karşı kullandığı zehirli gaz ve kimyasallardan etkilendiğini kaydetti.
"Van der Stockt için gerçeği göstermek bir meslek andı, daha da ötesi bir yaşam misyonu" diyen Sel, "Anadolu Ajansı, Laurent Van der Stock ve onun gibi dünyanın en prestijli foto muhabirleri ile işbirliği yaparak uluslararası habercilikte iddia sahibi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Dünyanın nabzını tutuyor, 100. Yıl hedeflerine biraz daha yaklaşıyor" değerlendirmesinde bulundu.
 

Dünyada son 25 yılın savaşlarını izledi
Stockt, Suriye’de nisan ve mayıs ayları boyunca Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) savaşçılarının Esed güçlerine karşı verdikleri mücadeleyi izledi. İki ay boyunca ÖSO güçlerinin günlük yaşamlarını paylaşan Stockt, Esed ordusunun kimyasal silah kullandığına da şahitlik ettiğini bildirdi.
Dünyada son 25 yılın hemen hemen tüm savaş ve çatışmalarını yerinde izleyen Laurent Van der Stockt, 1964 yılında Belçika’da doğdu. Eski Yugoslavya, Afganistan, Irak, İsrail, Çeçenistan ve Suriye’de çalışan Stockt, görevi başındayken bir çok kez yaralandı. Stockt’un foto röportajları, dünyanın en önemli gazete ve dergilerinde yayımlandı.

Taksim Meydanı'nda müdahale sürüyor 31 Mayıs 2013 İstanbul Taksim Meydanı'nda oturma eylemi yapan gruba, polis biber gazı ve tazyikli su sıkarak müdahale etti

Taksim Meydanı'nda müdahale sürüyor

31 Mayıs 2013 İstanbul
Taksim Meydanı'nda oturma eylemi yapan gruba, polis biber gazı ve tazyikli su sıkarak müdahale etti

                             ya târibatın hesabı sorulmayacak mı?




Taksim Gezi Parkı'nda polis müdahalelerinin ardından gruplar halinde yeniden çevrede toplanan eylemciler, Taksim Meydanı'nda oturma eylemi başlattı.
Taksim Meydanı'nda bir süre oturma eylemlerini sürdüren gruptakilere polis müdahale etti.
Polisin biber gazı ve tazyikli su sıktığı bazı eylemciler, çeşitli yönlere kaçtı. 
Bu arada yaralanan bazı kişilere, olay yerine gelen sağlık ekipleri müdahelede bulundu. Ambulansla hastaneye kaldırılan başından yaralı bir kadının, sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Polis bölgedeki güvenlik önlemlerini arttırdı, bazı kişiler gözaltına alındı.
Polis ile eylemciler arasındaki gerginlik devam ediyor.
CHP'den suç duyurusu
Bu arada, CHP, Topçu Kışlası Projesi kapsamında Taksim Gezi Parkı'nda yapıldığı iddia edilen yıkım çalışmaları ve buna karşı eylem başlatan gruba polis müdahelesine ilişkin suç duyurusunda bulundu.

Arınç'tan AVM iddialarına yalanlama 31 Mayıs 2013 15:13 Ankara Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Taksim Gezi Parkı'na yapılacağı ileri sürülen AVM'ye oğlunun veya başka bir akrabasının ortak olduğu iddialarını yalanladı

Arınç'tan AVM iddialarına yalanlama

31 Mayıs 2013 15:13 Ankara
 
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Taksim Gezi Parkı'na yapılacağı ileri sürülen AVM'ye oğlunun veya başka bir akrabasının ortak olduğu iddialarını yalanladı.
 

Başbakan Yardımcısı Arınç, oğlunun veya bir başka akrabasının Taksim Gezi Parkı'na yapılacak AVM'ye ortak olduğu yönündeki iddialara Twitter hesabından cevap verdi.
Arınç, takipçileriyle paylaştığı mesajında şu ifadelere yer verdi:
"Taksim Gezi Parkı'na yapılacak AVM'ye oğlumun veya başka bir akrabamın ortak olduğu iddiası külliyen yalandır. Bu olaya şahsımı ve ailemden birilerinin adını karıştırma gafletinde bulunanları kınıyorum. 
Kesin olarak söylüyorum, burayla ne benim ne de ailemden herhangi birisinin hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte iftiranın da bir sınırı olur diye düşünüyorum. Şahsıma ve aileme bu iftirayı atanları kamuoyunun takdirine havale ediyorum."

Demokratikleşme yolunda önemli adım 31 Mayıs 2013 15:41 İstanbul Başbakan Erdoğan'ın Başdanışmanı Akdoğan, çözüm sürecinin önemine dikkati çekti, "çözüme ulaşılmasıyla demokratikleşme yolunda bir adım daha atılacağını"

Demokratikleşme yolunda önemli adım

31 Mayıs 2013 15:41 İstanbul 

Başbakan Erdoğan'ın Başdanışmanı Akdoğan, çözüm sürecinin önemine dikkati çekti, "çözüme ulaşılmasıyla demokratikleşme yolunda bir adım daha atılacağını" belirtti.

 

İstanbul Şehir Üniversitesinde düzenlenenen "AK Parti Hükümetlerinin 10 Yılına İçeriden ve Dışarıdan Bakışlar Konferansı"nın açılışında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Siyasi Başdanışmanı, AK Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, AK Parti'nin muhafazakar demokrat kimliğini ve çözüm sürecini değerlendirdi.

Akdoğan, AK Parti'nin, siyasi ve ekonomik olarak büyük çalkantılar yaşadığı bir dönemde ortaya çıktığını belirterek, muhafazakarlığın, farklı düşünce mensuplarının değişime direnmesi anlamında bir siyasi tutum olmadığını, daha köklü bir siyasi ideolojiden bahsettiklerini anlattı. 

Akdoğan, Türkiye'de siyasetin artık sağ-sol kavramları üzerinden adlandırılmadığını aktararak, uzunca bir süredir siyasetin ekseninin değiştiğini söyledi.

Kimlik siyaseti ve çözüm süreci

Başbakan Erdoğan'ın Başdanışmanı Akdoğan, çözüm sürecinin, Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından çok önemli olduğunu ifade ederek, çözüme ulaşılmasıyla demokratikleşme yolunda bir adım daha atılmış olacağını anlattı. 

Sorunun geçmişine, insan ve maddi kayıplarına değinen Akdoğan, "Burada akan kanı durdurmak, gözyaşını dindirmek için hükümet başından beri çaba ortaya koyuyor. Bir yönüyle terör sorunundan kurtulmak, bir yönüyle demokratik Türkiye'yi inşa etmek. Bütün bunları bir arada değerlendirdiğimizde aslında önümüzde sorunlar kümesi var" ifadelerini kullandı.

Kürt sorununun bileşenlerini, "ilgisizlik ve geri kalmışlık", "ayrımcı ve dışlayıcı anlayış" ve "ayrılıkçılık" olarak tanımlayan Akdoğan, ayrılıkçılığın zamanla demokratik özerkliğe kadar gerilediğini söyledi.

Akdoğan,  demokratik açılım kapsamında çok boyutlu çalışmalar yapıldığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kürt var mı yok mu tartışmasından, Kürtçe yayın yapılması, eğitim sistemine sokulması yönünde adımlar atıldı. Çok boyutlu mücadelenin bir boyutu da görüşme yöntemiydi. İşte o demokratik açılım süreci birtakım olumsuzluklar yaşadı. Habur olayı, arkasından BDP'nin bunu provoke etmesi. Oslo Süreci olarak sonradan adlandırılan süreç de sabote edildi. 

Silvan saldırısı gerçekleştirildi, DTK demokratik özerklik ilan etti ve süreç topyekun sabote edilmiş oldu. Bu süreç devam ediyor, hükümet reformlar yapıyor, Oslo Süreci var ve Türkiye seçimlere gidiyor. Bütün partiler anayasa sözü verdi, seçimden çıkılacak ve yeni bir anayasa umudu var. Böyle bir dönemde Oslo Süreci sabote edilmiş oldu ve hükümet de kapıları kapattı. 

Bu, PKK'nın farklı bir stratejiyi hayata geçirmesine sebep oldu. Bu da; nasıl onlar Arap Baharı'nda sokağa döküldüler, netice aldılar, biz de şehir merkezlerinde halk isyanları, kırsalda büyük gruplarla saldırılarla alan hakimiyeti kurarak, bu neticeye ulaşabiliriz yanılgısı. Buna karşı hükümet de cumhuriyet tarihinin en büyük askeri operasyonlarını yaptı."

Akdoğan, İmralı'nın da içinde olduğu yeni sürecin parametrelerinin çok daha hızlı olduğunu belirterek, vesayetçi odakların zayıflatıldığını ve BDP'nin sürecin içine daha fazla girdiğini söyledi.





 

30 Mayıs 2013 Perşembe

Cenevre'de alınacak kararlar oylanacak 30 Mayıs 2013 23:59 Suriye Devlet Başkanı Esed, ''2. Cenevre Konferansı'nda alınacak kararlar halk oylaması olmadan uygulamaya girmeyecek''

Cenevre'de alınacak kararlar oylanacak

30 Mayıs 2013 23:59 
Suriye Devlet Başkanı Esed, ''2. Cenevre Konferansı'nda alınacak kararlar halk oylaması olmadan uygulamaya girmeyecek'' dedi.
Ankara 
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, "2. Cenevre Konferansı'nda alınacak kararlar halk oylaması olmadan uygulamaya girmeyecek" dedi.
Hizbullah'a ait El-Menar televizyonuna verdiği özel demeçte Esed, 2. Cenevre Konferansı'na müzakereler için katılacaklarını belirterek, konferansı ilkesel anlamda olumlu bulmakla birlikte başarısız olmasının Suriye gerçekliği üzerinde olumsuz etkilerinin bulunmayacağını savundu. 
Esed, "2. Cenevre Konferansı'nda alınacak kararlar halk oylaması olmadan uygulamaya girmeyecek'' diye konuştu.
Suriye'deki savaşın koltuk değil ulusal bir mücadele olduğunu ifade eden Esed, muhalifler karşısında büyük başarılara imza attıklarını, ülkedeki güç dengelerinin Suriye yönetimi lehine döndüğünü iddia etti.
Esed, İsrail'in işgali altındaki Golan Tepeleri ile ilgili olarak da "Suriye yönetimi, Golan Tepeleri'nin bağımsızlığı için mücadele edecek hiçbir Suriyeli grubu engellemeyecek" ifadesini kullandı.
Esed, 2014'te gerçekleştirilmesi planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılıp katılmayacağı yönündeki soruyu ise "Eğer halkım beni istiyorsa hiç tereddüt etmeden aday olurum, eğer halk gerek görmüyorsa olmam" diye yanıtladı. 

30 Mayıs 2013 23:14 Washington Raporda, "Türkiye'nin teröre karşı 30 yıldır süren mücadelesinde 2011 ve 2012 yılları en ölümcül periyodlardan biri"

ABD "2012 yılı Terör Raporu"nu açıkladı

30 Mayıs 2013 23:14 Washington

Raporda, "Türkiye'nin teröre karşı 30 yıldır süren mücadelesinde 2011 ve 2012 yılları en ölümcül periyodlardan biri" denildi.


ABD Dışişleri Bakanlığı 2012 yılı Terör Raporu'nda, Türkiye'nin teröre karşı 30 yıldır süren mücadelesinde "2011 ve 2012 yıllarının en ölümcül periyodlarından biri" olduğu kaydedildi.

Türkiye'nin 2012 yılında önemli düzeyde iç terörist tehditlerle yüz yüze kaldığı ve bunlara güçlü karşılıklar verdiği ifade edilen raporda, Türkiye'de faaliyet gösteren en önde gelen terör örgütünün PKK olduğu hatırlatıldı ve PKK'nın Kuzey Irak ve Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki alanlarda eylemlerini düzenlediği ve genellikle Türk güvenlik güçlerini hedef aldığı belirtildi. 

Raporda, Türkiye'de faaliyet gösteren diğer önde gelen terör örgütlerinin ise “DHKP-C, Marksist-Leninist gruplar ve Hizbullah” olduğu ifade edilirken, ülkede İslami Cihad Birliği üyeleri ile El Kaide destekçilerinin de görüldüğü ve Türkiye İşçi ve Köylü Kurtuluş Ordusu'nun da aktif olmamasına rağmen, Türk Hükümeti tarafından potansiyel tehdit olarak görülmeye devam ettiği bildirildi. 

"2012 yılında 226 terörist vaka"

Raporda, 2012 yılında terör örgütü PKK'nın eylemlerinde ülke geneline uzanmaya devam ettiği kaydedilerek, örgütün, kırsalda Türk askerlerini pusuya düşürme, asker ve polis rotası olarak bilinen yollara IED döşeme ve kırsal alanlarda güvenlik güçleri ve sivilleri hedef alan bombalar atma gibi karakteristik taktik, teknik ve prosedürleri kullandığı belirtildi.

Ankara'da bulunan NATO Terörizmle Mücadele Mükemmelliyet Merkezi'nin kasım ayına kadar 226 terörist vaka rapor ettiği, bunlardan 1 Mart'ta İstanbul'da, 5 Mart'ta Ankara'da, 25 Mayıs'ta Kayseri'de, 4 Ağustos'ta Irak sınırı yakınlarında, 9 Ağustos'ta Foça'da, 20 Ağustos'ta Gaziaptep'te, 2 Eylül'de Beytüşşebap'ta, 11 Eylül'de İstanbul'da, 16 Eylül'de Bingöl'de, 18 Eylül'de Bingöl-Muş çevresinde ve 24 Eylül'de Tunceli'de olmak üzere 12 tanesinin özel dikkat çektiği ve kınandığı vurgulandı. 

Raporda, PKK'yı hedef alan askeri operasyonlar sonucunda, 494 töreristin öldürüldüğü, 21'inin yaralandığı ve 44'ünün tutuklandığı, bunun yanında 155 teröristin teslim olduğu da bildirildi.  

"Yasal sorunlar bilgi paylaşımını sınırlıyor"

Türk kanunlarında terörizm, Türk devleti ve vatandaşlarını hedef alan faaliyetlerle sınırlı tutulduğu, bunun küresel terörist ağlara karşı Türkiye'nin etkili eylemde bulunmasına engel yarattığı ifade edilen raporda, bu açıdan Türk polisinin Türkiye üzerinden yasa dışı yollarla geçiş yapmaya çalışan birçok El Kaide ile ilişkili kişileri geçici olarak gözaltına almasına rağmen, Türk yetkililerin, uygun yasal araçların eksikliği gibi nedenlerle bu kişilere karşı iç hukuki yolları kullanmak yerine, hızlı biçimde sınır dışı ederek bağlı oldukları ülkelere gönderdiğine değinildi. 

Raporda, Türkiye'deki terör yasalarının, terörizmi, “Türk vatandaşlarına ve Türk devletine saldırılar” olarak tanımlamasının, uluslararası çapta terörle mücadele çabalarını aksattığı, operasyonel ve yasal işbirliğine yönelik kaygılar yarattığı ifade edilerek, 2001 yılı sonrasında Türk polisinin, diğer yerlerle birlikte ABD'nin Ankara Büyükeçiliğini hedef alması muhtemel El Kaide'nin hücre evleriyle ilgili 16 kişiyi tutukladığı, ancak ABD büyükelçiliği yetkililerine davayla ilgili herhangi bir ek bilgi verilmesinin reddildiğine işaret edildi. Dolayısıyla, davalarla ilgili yasal yorumlamaların, suç davalarında Türk ve Amerikan güvenlik güçleri arasında bilgi paylaşımının sınırlanmasına yol açtığı vurgulandı. 

Terör finansmanın önlenmesi noktasındaki bazı devam eden eksikliklere işaret edilen raporda, bölgesel ve uluslararası işbirliğiyle ilgili bölümünde, Terörle Mücadele Küresel Forumu'nun kurucu üyesi olan ve ABD ile birlikte forumun eşbaşkanlığını yürüten Türkiye'nin forum için geniş çaplı sekreterlik desteği sağladığı belirtildi.

Raporun, radikalizm ve şiddet aşırılığının önlenmesiyle ilgili bölümde de bu konularla mücadelede Emniyet ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yürüten iki önemli programın bulunduğu belirtilerek, bunların ayrıntılarına yer verildi.

Raporun PKK bölümü

Raporun Avrupa başlığında, kıtada geniş çaplı şiddet içeren radikal idelojojilerin tehdit yaratmaya devam ettiği belirtilerek, bunlar arasında "en ölümcül olanı"nın terör örgütü PKK olduğu belirtildi. 

Raporun, “Yabancı Terörist Örgütler” bölümündeki PKK/Kongra-Gel bölümünde de “PKK'nın Türkiye'nin güneydoğusunda bağımsız bir Kürt devleti kurmayı arzuladığı ancak son yıllarda daha çok Kürt kültürel ve dilsel hakları teminat altına alan Türk devleti içinde bir özerklikten bahsettiği” belirtildi.

Hapisteki terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın hala örgütün “sembolik lideri” olmayı sürdürdüğü ifade edilen raporda, PKK'lıların toplam sayısının 4 bin ile 5 bin arasında olduğu, bunların 3 bin ile 3 bin 500'ünün Kuzey Irak'ta bulunduğu bildirildi. Raporda, örgütün faaliyetinin 2012 yılında da aktif kalmaya devam ettiği belirtilerek, Türkiye'nin teröre karşı 30 yıldır süren mücadelesinde, "2011 ve 2012 yıllarının en ölümcül periyodlarından biri olduğu" kaydedildi.

Raporda, sorunu çözmeye yönelik "Türk hükümeti ile terör örgütü elebaşı Öcalan arasındaki barış görüşmelerinin 2012 yılı sonlarında başladığı" hatırlatıldı. 

"İran küresel teröre verdiği desteği artırdı" 

Raporu'nda, İran'ın Afrika, Avrupa ve Güneydoğu Asya'daki terör olaylarına verdiği desteğin büyük oranda arttığı ifade edildi.

El Kaide, büyük darbe aldı

El Kaide'nin Afganistan ve Pakistan'da büyük darbe aldığı ve liderlerinin hayatta kalmak için mücadele verdiği belirtilen raporda, El Kaide'ye bağlı örgütlerin otorite boşluğunda giderek daha fazla bağımsızlaştıkları, hedeflerini kendi kendilerine belirlemeye başladıkları ve ekonomik bağımsızlıklarını artırmak için fidye karşılığı adam kaçırdıkları uyarısında bulunuldu.  

Terör saldırılarının yarıdan fazlası, 3 ülkede düzenlendi

Geçen yıl 85 farklı ülkede terör saldırılarının düzenlendiği anımsatılan raporda, bu saldırılardan yarısından fazlasının (yüzde 55) sadece 3 ülkede (Pakistan, Irak ve Afganistan) düzenlendiği vurgulandı. Terör saldırılarında ölenlerin yüzde 62'sinin ve yaralananların da yüzde 65'inin bu ülkelerde yaşadığına işaret edildi.