ABD "2012 yılı Terör Raporu"nu açıkladı
30 Mayıs 2013 23:14 Washington
Raporda, "Türkiye'nin teröre karşı 30 yıldır süren mücadelesinde 2011 ve 2012 yılları en ölümcül periyodlardan biri" denildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı 2012 yılı Terör Raporu'nda, Türkiye'nin teröre
karşı 30 yıldır süren mücadelesinde "2011 ve 2012 yıllarının en ölümcül
periyodlarından biri" olduğu kaydedildi.
Türkiye'nin 2012
yılında önemli düzeyde iç terörist tehditlerle yüz yüze kaldığı ve
bunlara güçlü karşılıklar verdiği ifade edilen raporda, Türkiye'de
faaliyet gösteren en önde gelen terör örgütünün PKK olduğu hatırlatıldı
ve PKK'nın Kuzey Irak ve Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki
alanlarda eylemlerini düzenlediği ve genellikle Türk güvenlik güçlerini
hedef aldığı belirtildi.
Raporda, Türkiye'de faaliyet gösteren
diğer önde gelen terör örgütlerinin ise “DHKP-C, Marksist-Leninist
gruplar ve Hizbullah” olduğu ifade edilirken, ülkede İslami Cihad
Birliği üyeleri ile El Kaide destekçilerinin de görüldüğü ve Türkiye
İşçi ve Köylü Kurtuluş Ordusu'nun da aktif olmamasına rağmen, Türk
Hükümeti tarafından potansiyel tehdit olarak görülmeye devam ettiği
bildirildi.
"2012 yılında 226 terörist vaka"
Raporda, 2012 yılında terör örgütü PKK'nın eylemlerinde ülke geneline
uzanmaya devam ettiği kaydedilerek, örgütün, kırsalda Türk askerlerini
pusuya düşürme, asker ve polis rotası olarak bilinen yollara IED döşeme
ve kırsal alanlarda güvenlik güçleri ve sivilleri hedef alan bombalar
atma gibi karakteristik taktik, teknik ve prosedürleri kullandığı
belirtildi.
Ankara'da bulunan NATO Terörizmle Mücadele
Mükemmelliyet Merkezi'nin kasım ayına kadar 226 terörist vaka rapor
ettiği, bunlardan 1 Mart'ta İstanbul'da, 5 Mart'ta Ankara'da, 25
Mayıs'ta Kayseri'de, 4 Ağustos'ta Irak sınırı yakınlarında, 9 Ağustos'ta
Foça'da, 20 Ağustos'ta Gaziaptep'te, 2 Eylül'de Beytüşşebap'ta, 11
Eylül'de İstanbul'da, 16 Eylül'de Bingöl'de, 18 Eylül'de Bingöl-Muş
çevresinde ve 24 Eylül'de Tunceli'de olmak üzere 12 tanesinin özel
dikkat çektiği ve kınandığı vurgulandı.
Raporda, PKK'yı hedef
alan askeri operasyonlar sonucunda, 494 töreristin öldürüldüğü, 21'inin
yaralandığı ve 44'ünün tutuklandığı, bunun yanında 155 teröristin teslim
olduğu da bildirildi.
"Yasal sorunlar bilgi paylaşımını sınırlıyor"
Türk kanunlarında terörizm, Türk devleti ve vatandaşlarını hedef alan
faaliyetlerle sınırlı tutulduğu, bunun küresel terörist ağlara karşı
Türkiye'nin etkili eylemde bulunmasına engel yarattığı ifade edilen
raporda, bu açıdan Türk polisinin Türkiye üzerinden yasa dışı yollarla
geçiş yapmaya çalışan birçok El Kaide ile ilişkili kişileri geçici
olarak gözaltına almasına rağmen, Türk yetkililerin, uygun yasal
araçların eksikliği gibi nedenlerle bu kişilere karşı iç hukuki yolları
kullanmak yerine, hızlı biçimde sınır dışı ederek bağlı oldukları
ülkelere gönderdiğine değinildi.
Raporda, Türkiye'deki terör
yasalarının, terörizmi, “Türk vatandaşlarına ve Türk devletine
saldırılar” olarak tanımlamasının, uluslararası çapta terörle mücadele
çabalarını aksattığı, operasyonel ve yasal işbirliğine yönelik kaygılar
yarattığı ifade edilerek, 2001 yılı sonrasında Türk polisinin, diğer
yerlerle birlikte ABD'nin Ankara Büyükeçiliğini hedef alması muhtemel El
Kaide'nin hücre evleriyle ilgili 16 kişiyi tutukladığı, ancak ABD
büyükelçiliği yetkililerine davayla ilgili herhangi bir ek bilgi
verilmesinin reddildiğine işaret edildi. Dolayısıyla, davalarla ilgili
yasal yorumlamaların, suç davalarında Türk ve Amerikan güvenlik güçleri
arasında bilgi paylaşımının sınırlanmasına yol açtığı vurgulandı.
Terör finansmanın önlenmesi noktasındaki bazı devam eden eksikliklere
işaret edilen raporda, bölgesel ve uluslararası işbirliğiyle ilgili
bölümünde, Terörle Mücadele Küresel Forumu'nun kurucu üyesi olan ve ABD
ile birlikte forumun eşbaşkanlığını yürüten Türkiye'nin forum için geniş
çaplı sekreterlik desteği sağladığı belirtildi.
Raporun,
radikalizm ve şiddet aşırılığının önlenmesiyle ilgili bölümde de bu
konularla mücadelede Emniyet ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından
yürüten iki önemli programın bulunduğu belirtilerek, bunların
ayrıntılarına yer verildi.
Raporun PKK bölümü
Raporun Avrupa başlığında, kıtada geniş çaplı şiddet içeren radikal
idelojojilerin tehdit yaratmaya devam ettiği belirtilerek, bunlar
arasında "en ölümcül olanı"nın terör örgütü PKK olduğu belirtildi.
Raporun, “Yabancı Terörist Örgütler” bölümündeki PKK/Kongra-Gel
bölümünde de “PKK'nın Türkiye'nin güneydoğusunda bağımsız bir Kürt
devleti kurmayı arzuladığı ancak son yıllarda daha çok Kürt kültürel ve
dilsel hakları teminat altına alan Türk devleti içinde bir özerklikten
bahsettiği” belirtildi.
Hapisteki terör örgütü elebaşı Abdullah
Öcalan'ın hala örgütün “sembolik lideri” olmayı sürdürdüğü ifade edilen
raporda, PKK'lıların toplam sayısının 4 bin ile 5 bin arasında olduğu,
bunların 3 bin ile 3 bin 500'ünün Kuzey Irak'ta bulunduğu bildirildi.
Raporda, örgütün faaliyetinin 2012 yılında da aktif kalmaya devam ettiği
belirtilerek, Türkiye'nin teröre karşı 30 yıldır süren mücadelesinde,
"2011 ve 2012 yıllarının en ölümcül periyodlarından biri olduğu"
kaydedildi.
Raporda, sorunu çözmeye yönelik "Türk hükümeti ile
terör örgütü elebaşı Öcalan arasındaki barış görüşmelerinin 2012 yılı
sonlarında başladığı" hatırlatıldı.
"İran küresel teröre verdiği desteği artırdı"
Raporu'nda, İran'ın Afrika, Avrupa ve Güneydoğu Asya'daki terör olaylarına verdiği desteğin büyük oranda arttığı ifade edildi.
El Kaide, büyük darbe aldı
El
Kaide'nin Afganistan ve Pakistan'da büyük darbe aldığı ve liderlerinin
hayatta kalmak için mücadele verdiği belirtilen raporda, El Kaide'ye
bağlı örgütlerin otorite boşluğunda giderek daha fazla
bağımsızlaştıkları, hedeflerini kendi kendilerine belirlemeye
başladıkları ve ekonomik bağımsızlıklarını artırmak için fidye karşılığı
adam kaçırdıkları uyarısında bulunuldu.
Terör saldırılarının yarıdan fazlası, 3 ülkede düzenlendi
Geçen
yıl 85 farklı ülkede terör saldırılarının düzenlendiği anımsatılan
raporda, bu saldırılardan yarısından fazlasının (yüzde 55) sadece 3
ülkede (Pakistan, Irak ve Afganistan) düzenlendiği vurgulandı. Terör
saldırılarında ölenlerin yüzde 62'sinin ve yaralananların da yüzde
65'inin bu ülkelerde yaşadığına işaret edildi.