azsonra aktifsayfa: Başbakandan güldüren Trafik Güvenliği Platformu açılış töreninde konuştu 03 Nisan 2013 Çarşamba

3 Nisan 2013 Çarşamba

Başbakandan güldüren Trafik Güvenliği Platformu açılış töreninde konuştu 03 Nisan 2013 Çarşamba



Başbakandan güldüren espri

 

 

"Alkollü araç kullananı eli silahlı canavara benzetiyorum"

Başbakan Erdoğan, alkollü araç kullananlara sert tepki gösterdi.

03 Nisan 2013 Çarşamba 


Başbakan Erdoğan, Trafik Güvenliği Platformu açılış töreninde konuştu.

 


Başbakan Erdoğan, trafik terörünün bölücü terörden daha fazla can aldığını belirterek, "Alkollü araç kullananı eli silahlı canavara benzetiyorum" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de 2002'de trafiğe kayıtlı araç sayısının 8 milyon 600 adet iken bu rakamın 17 milyon 143 bine çıktığını bildirerek, ortalama yılda 1 milyon aracın trafiğe katıldığını bildirdi.

Erdoğan, Türkiye'nin iki önemli sorunu bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Bunlardan biri terör, ikincisi ise maalesef terör kadar konuşulmayan, terör kadar gündemde yer almayan trafik sorunudur. Buna aslına trafik terörü de diyebiliriz. Oysa baktığınızda trafik sorununun diğer değişle trafik terörünün silahlı bölücü terörden daha fazla can aldığını, daha fazla kan akıttığını görürsünüz. Biz bu iki sorunun da üzerine kararlı bir şekilde gidiyoruz. Başarılı olana kadar da yılmadan usanmadan çözüme yönelik çabalarımızı sürdüreceğiz.

Alkollü araç kullananı eli silahlı canavara benzetiyorum. Alkolsüz olanı da bir masuma benzetiyorum. Onun hiçbir günahı yok. Dikkatle trafikte yoluna devam ediyor. Öbürü ise rayından çıkmış ne yapacağı belli olmayan bir Deli Dumrul gibi ve taa karşı tarafa, yola geçebiliyor. Anayasamızın 58'inci maddesi, 'bununla mücadelede gerekli tedbirleri devlet alır' diyor."

Trafik kurallarına herkesin uyması gerektiğini bildiren Erdoğan, unvanı, makamı, konumu ne olursa olsun hiç kimseye ayrıcalık yapılmayacağını, kuralların harfiyen uygulanacağını vurguladı. Erdoğan, konunun bizzat takipçisi olacağının da altını çizdi.

"Büyük hedeflere hep birlikte ulaşacağız"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ATO Kongre Salonu'nda ''İstihdamda Engel Yok'' programında yaptığı konuşmada da, ''Milletimin hiçbir ferdi umutsuzluk, güvensizlik, eziklik içinde olmayacak. Büyük bir ülke olacaksak, böyle olacağız. Büyük düşünecek, büyük adımlar atacak, büyük hedeflere hep birlikte ulaşacağız. Çocuklarımıza daha bebeklik adımlarından itibaren ninnilerle, masallarla, dualarla o büyüklük şuurunu vereceğiz'' dedi.

Erdoğan, ''Biz artık enerjisini sanal tehditlere, sanal korkulara, didişmeye en önemlisini de teröre sarf eden bir ülke değil, üretmeye, kalkınmaya, daha fazla demokrasiye, daha fazla huzura sarf eden bir ülke olacağız. Bunu da inşallah hep birlikte yapacağız'' diye konuştu.

Özürlü Memur Seçme Sınavı'nın adı değişiyor

Özürlü Memur Seçme Sınavı'nın adının Engelli Memur Seçme Sınavı olarak değiştirileceğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

''Benim engelli kardeşim kendilerini veya toplum onları bir kader mahkumu olarak görmemelidir. Ben inanıyorum ki onların bu topluma katacak çok şeyleri var. Olur, olur bal gibi olur. Psikolog da sosyolog da mühendis de sanatçı da yazar da olur, her şey olur. Bütün mesele inanç ve özgüven.''

"İlginiz güneş gibi hayat kaynağı oldu"

Başbakan Erdoğan engelli atamalarının ardından çok samimi teşekkürler ve kalpten hayır duaları aldıklarını belirtti ve ataması yeni yapılan 44 yaşındaki Nizam Kırsakal'ın gönderdiği mektuba değindi.

Lise mezunu Kırsakal'ın sınava girdiğini ve kazandığını, Van İl Milli Eğitim Müdürlüğüne atamasının yapıldığını belirten Erdoğan, Kırsakal'ın mektubunda yer alan bazı ifadeleri paylaştı:

''Nizam şöyle diyor; (Sayın Başbakanım, lise mezunu olarak Özürlü Memur Seçme Sınavı'nın ikinci atamasında Van ilimizin il milli eğitim müdürlüğüne atanmış bulunmaktayım. Şu anda Van Şişli Öğretmenevinde kalıyorum. Yüce Allah'ım nasip ederse, 5 Nisan 2013 tarihinde görevime başlayacağım. Biz engellilere göstermiş olduğunuz ilgi, bana ve diğer engelli arkadaşlarıma güneş gibi bir hayat kaynağı olmuştur. Yaşadığım bir psikolojik durumu anlatmak istiyorum. 25 Mart 2013 tarihinde Ankara'dan Van'a uçakla gelirken parmaklarımı acıtacak kadar ısırdım çünkü kendime inanamıyordum. Acaba ben rüya mı görüyordum? Yolculuğumun ilk 10-15 dakikası heyecanla geçmişti. Bu benim için artık bir rüya değil, mutlu bir yaşama başlamanın ilk adımlarıydı)Bu satırların ardından Nizam, bizlere hayır dualarını iletiyor. Hem Nizam'a hem onun gibi görevine başlamış, başlayacak tüm engelli kardeşlerime buradan selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum.''

"Farklılıktan dolayı hiç kimse hiç kimseyi dışlayamaz"

Başbakan Erdoğan, insan, fikir ve vatandaşlık için standart belirlenemeyeceğini belirterek, ''Eğer bunu yaparsanız, eğer standart belirlerseniz bu ırkçılık olur, ayrımcılık olar, bu faşizm olur. Bunun gözleri görmüyor; bunu kenara al, bu yürüyemiyor; bunu bir kenara alın, bunun etnik kökeni şudur; öteleyin, bunun inancı şudur, mezhebi budur; dışlayın. Bu insanı bir tavır asla değildir ve olamaz. Doğuştan gelen yaradılıştan gelen, biz Allah'ın takdiridir diyoruz, olan bir farklılıktan dolayı hiç kimse, hiç kimseyi dışlayamaz, ötekileştirilemez, ayrımcılığa tabi tutulamaz'' diye konuştu.

 Hükümet olarak bu konularda tavır, anlayış ve istikametlerinin son derece açık, net ve belli olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

 ''Yaratılanı severiz, yaradandan ötürü. Yaratılanı hoş gör, yaradandan ötürü. İşte onun için hiç kimse boynunu bükmeyecek, hiç kimse kendisine yapılan ayrımcılığı sineye çekmeyecek. Benim milletimin hiçbir bireyi, hiçbir ferdi umutsuzluk, güvensizlik, eziklik içinde olmayacak. Büyük bir ülke olacaksak böyle olacağız. Büyük düşünecek, büyük adımlar atacak, büyük hedeflere hep birlikte ulaşacağız. Çocuklarımıza daha bebeklik anlarından itibaren ninnilerle, masallarla, dualarla o büyüklük şuurunu vereceğiz.

Hanım kardeşlerimiz bu şuur içinde olacak, yaşlılarımız, engelli kardeşlerimiz bu şuur içinde olacak. Biz artık enerjisini sanal tehditlere, sanal korkulara, didişmeye, en önemlisi de teröre sarf eden bir ülke değil, üretmeye, kalkınmaya daha fazla demokrasiye, daha fazla huzura sarf eden bir ülke olmak istiyoruz. Bunu da inşallah hep birlikte yapacağız. Hiç kimseyi dışarıda bırakmadan, kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi umutsuzluğa, güvensizliğe sevk etmeden geleceğe bakacak ve inşallah aydınlık bir istikbali hep birlikte inşa edeceğiz.''