Başbakan Erdoğan, trafik terörünün bölücü terörden daha fazla can
aldığını belirterek, "Alkollü araç kullananı eli silahlı canavara
benzetiyorum" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de 2002'de trafiğe kayıtlı araç
sayısının 8 milyon 600 adet iken bu rakamın 17 milyon 143 bine çıktığını
bildirerek, ortalama yılda 1 milyon aracın trafiğe katıldığını
bildirdi.
Erdoğan, Türkiye'nin iki önemli sorunu bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Bunlardan biri terör, ikincisi ise maalesef terör kadar konuşulmayan,
terör kadar gündemde yer almayan trafik sorunudur. Buna aslına trafik
terörü de diyebiliriz. Oysa baktığınızda trafik sorununun diğer değişle
trafik terörünün silahlı bölücü terörden daha fazla can aldığını, daha
fazla kan akıttığını görürsünüz. Biz bu iki sorunun da üzerine kararlı
bir şekilde gidiyoruz. Başarılı olana kadar da yılmadan usanmadan çözüme
yönelik çabalarımızı sürdüreceğiz.
Alkollü araç kullananı eli silahlı canavara benzetiyorum. Alkolsüz
olanı da bir masuma benzetiyorum. Onun hiçbir günahı yok. Dikkatle
trafikte yoluna devam ediyor. Öbürü ise rayından çıkmış ne yapacağı
belli olmayan bir Deli Dumrul gibi ve taa karşı tarafa, yola
geçebiliyor. Anayasamızın 58'inci maddesi, 'bununla mücadelede gerekli
tedbirleri devlet alır' diyor."
Trafik kurallarına herkesin uyması gerektiğini bildiren Erdoğan,
unvanı, makamı, konumu ne olursa olsun hiç kimseye ayrıcalık
yapılmayacağını, kuralların harfiyen uygulanacağını vurguladı. Erdoğan,
konunun bizzat takipçisi olacağının da altını çizdi.
"Büyük hedeflere hep birlikte ulaşacağız"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ATO Kongre Salonu'nda ''İstihdamda Engel
Yok'' programında yaptığı konuşmada da, ''Milletimin hiçbir ferdi
umutsuzluk, güvensizlik, eziklik içinde olmayacak. Büyük bir ülke
olacaksak, böyle olacağız. Büyük düşünecek, büyük adımlar atacak, büyük
hedeflere hep birlikte ulaşacağız. Çocuklarımıza daha bebeklik
adımlarından itibaren ninnilerle, masallarla, dualarla o büyüklük
şuurunu vereceğiz'' dedi.
Erdoğan, ''Biz artık enerjisini sanal tehditlere, sanal korkulara,
didişmeye en önemlisini de teröre sarf eden bir ülke değil, üretmeye,
kalkınmaya, daha fazla demokrasiye, daha fazla huzura sarf eden bir ülke
olacağız. Bunu da inşallah hep birlikte yapacağız'' diye konuştu.
Özürlü Memur Seçme Sınavı'nın adı değişiyor
Özürlü Memur Seçme Sınavı'nın adının Engelli Memur Seçme Sınavı olarak değiştirileceğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:
''Benim engelli kardeşim kendilerini veya toplum onları bir kader
mahkumu olarak görmemelidir. Ben inanıyorum ki onların bu topluma
katacak çok şeyleri var. Olur, olur bal gibi olur. Psikolog da sosyolog
da mühendis de sanatçı da yazar da olur, her şey olur. Bütün mesele
inanç ve özgüven.''
"İlginiz güneş gibi hayat kaynağı oldu"
Başbakan Erdoğan engelli atamalarının ardından çok samimi teşekkürler
ve kalpten hayır duaları aldıklarını belirtti ve ataması yeni yapılan 44
yaşındaki Nizam Kırsakal'ın gönderdiği mektuba değindi.
Lise mezunu Kırsakal'ın sınava girdiğini ve kazandığını, Van İl Milli
Eğitim Müdürlüğüne atamasının yapıldığını belirten Erdoğan, Kırsakal'ın
mektubunda yer alan bazı ifadeleri paylaştı:
''Nizam şöyle diyor; (Sayın Başbakanım, lise mezunu olarak Özürlü Memur
Seçme Sınavı'nın ikinci atamasında Van ilimizin il milli eğitim
müdürlüğüne atanmış bulunmaktayım. Şu anda Van Şişli Öğretmenevinde
kalıyorum. Yüce Allah'ım nasip ederse, 5 Nisan 2013 tarihinde görevime
başlayacağım. Biz engellilere göstermiş olduğunuz ilgi, bana ve diğer
engelli arkadaşlarıma güneş gibi bir hayat kaynağı olmuştur. Yaşadığım
bir psikolojik durumu anlatmak istiyorum. 25 Mart 2013 tarihinde
Ankara'dan Van'a uçakla gelirken parmaklarımı acıtacak kadar ısırdım
çünkü kendime inanamıyordum. Acaba ben rüya mı görüyordum? Yolculuğumun
ilk 10-15 dakikası heyecanla geçmişti. Bu benim için artık bir rüya
değil, mutlu bir yaşama başlamanın ilk adımlarıydı)Bu satırların
ardından Nizam, bizlere hayır dualarını iletiyor. Hem Nizam'a hem onun
gibi görevine başlamış, başlayacak tüm engelli kardeşlerime buradan
selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum.''
"Farklılıktan dolayı hiç kimse hiç kimseyi dışlayamaz"
Başbakan Erdoğan, insan, fikir ve vatandaşlık için standart
belirlenemeyeceğini belirterek, ''Eğer bunu yaparsanız, eğer standart
belirlerseniz bu ırkçılık olur, ayrımcılık olar, bu faşizm olur. Bunun
gözleri görmüyor; bunu kenara al, bu yürüyemiyor; bunu bir kenara alın,
bunun etnik kökeni şudur; öteleyin, bunun inancı şudur, mezhebi budur;
dışlayın. Bu insanı bir tavır asla değildir ve olamaz. Doğuştan gelen
yaradılıştan gelen, biz Allah'ın takdiridir diyoruz, olan bir
farklılıktan dolayı hiç kimse, hiç kimseyi dışlayamaz,
ötekileştirilemez, ayrımcılığa tabi tutulamaz'' diye konuştu.
Hükümet olarak bu konularda tavır, anlayış ve istikametlerinin son
derece açık, net ve belli olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Yaratılanı severiz, yaradandan ötürü. Yaratılanı hoş gör, yaradandan
ötürü. İşte onun için hiç kimse boynunu bükmeyecek, hiç kimse kendisine
yapılan ayrımcılığı sineye çekmeyecek. Benim milletimin hiçbir bireyi,
hiçbir ferdi umutsuzluk, güvensizlik, eziklik içinde olmayacak. Büyük
bir ülke olacaksak böyle olacağız. Büyük düşünecek, büyük adımlar
atacak, büyük hedeflere hep birlikte ulaşacağız. Çocuklarımıza daha
bebeklik anlarından itibaren ninnilerle, masallarla, dualarla o büyüklük
şuurunu vereceğiz.
Hanım kardeşlerimiz bu şuur içinde olacak, yaşlılarımız, engelli
kardeşlerimiz bu şuur içinde olacak. Biz artık enerjisini sanal
tehditlere, sanal korkulara, didişmeye, en önemlisi de teröre sarf eden
bir ülke değil, üretmeye, kalkınmaya daha fazla demokrasiye, daha fazla
huzura sarf eden bir ülke olmak istiyoruz. Bunu da inşallah hep birlikte
yapacağız. Hiç kimseyi dışarıda bırakmadan, kimseyi ötekileştirmeden,
kimseyi umutsuzluğa, güvensizliğe sevk etmeden geleceğe bakacak ve
inşallah aydınlık bir istikbali hep birlikte inşa edeceğiz.''