azsonra aktifsayfa: Dinlerarası diyalog kavramı yeniden ele alınmalı 30 Mayıs 2013 Ankara Diyanet İşleri Başkanı Görmez, "Dinlerarası diyalog kavramının yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyorum"

30 Mayıs 2013 Perşembe

Dinlerarası diyalog kavramı yeniden ele alınmalı 30 Mayıs 2013 Ankara Diyanet İşleri Başkanı Görmez, "Dinlerarası diyalog kavramının yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyorum"

Dinlerarası diyalog kavramı yeniden ele alınmalı

30 Mayıs 2013 Ankara

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, 

 

"Dinlerarası diyalog kavramının yeniden ele 

 

alınması gerektiğini düşünüyorum" 

 dedi.

 

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, makamında Vatikan Dinlerarası Diyalog Konseyi Sekreteri Miguel Angel Ayuso'yu kabul etti.  

Dünyanın çok kültürlülüğü yönetememeye başladığını, egemen olan siyasetlerin de farklı din ve kültürleri birlikte yaşatma konusunda aciz kaldıklarını belirten Görmez,  din adamlarının ve dini kurumların daha çok bir araya gelmesinin zorunluluk arz ettiğini söyledi. 

Güç tutkusunun bütün devletleri ve milletleri sardığını, şiddet ve terörün insanlığın sorunu olmayı sürdürdüğünü dile getiren Görmez, "Dünyanın yeni bir barış mesajına ve huzur iklimine ihtiyacı var. Bunun için din adamlarına ve dini kurumlara büyük görevler düşüyor. Ben görevlerimizi hakkıyla yerine getirebildiğimiz kanaatinde değilim" diye konuştu.  

Görmez, son on yıl içerisinde birçok kardinalle bir araya geldiklerini, 2006'da Papa 16. Benedict'in Başkanlığı ziyaret ettiğini hatırlatarak, "O ziyaretin ilişkileri daha da geliştireceğini umuyorduk. Dünyada gelişen sorunlar, Ortadoğudaki hadiseler ilişkileri geliştirmedi" ifadesini kullandı.  

Son 20 yıl içinde Müslüman ve Hristiyanlar arasında yüzlerce diyalog toplantısı yapıldığını anlatan Görmez, şöyle devam etti: 

"Her toplantıda farklı bir konsept, farklı bir anlam yüklenmeye çalışıldı. Bazıları dinlerin şahsi manevilerinin bir araya gelerek, diyalog yapacaklarını zannetti ki bu bir vehimden ibarettir. Halbuki dinlerin öğretileri arasında bir diyalog olmaz, din adamları ve dini kurumlar arasında diyalog, dini kurumlar arasında iş birliği olur. Çünkü dini kurumların birlikte çözeceği yüzlerce binlerce mesele var dünyada. Dolayısıyla bu kavramın yeniden ele alınması gerekiyor. Belki sırf bunun için tekrar bir araya gelmeye ihtiyaç var."

Görmez, dinlerarası diyalog kavramının bugüne kadar kullanıldığı şekliyle devam etmesinin mümkün olmadığına dikkati çekerek, "Her bir dinin şahsi manevisi, hakikat fikrine dayanır. Hakikatlerin diyaloğu olmaz. Dinler karıştırılarak bir diyalog dini oluşturulamaz. Bu hem imkansızdır hem de doğru ve ahlaki değildir. Doğru olan, farklı din mensuplarının, alimlerin ve dini kurumların bir araya gelerek insanlığın sorunlarına çare aramalarıdır" diye konuştu. 

Diyalog toplantılarının zaman içinde gösteriye dönüşmesinin kendisini üzdüğünü dile getiren Görmez, dinlerin en önemli ilkesinin içtenlik ve samimiyet olduğunu söyledi. 

Farklı dinlerin ve kültürlerin birlikte yaşaması için yeni bir dile ihtiyaç olduğuna işaret eden Görmez, mevcut dilin, ilahi dinlerin insanlara getirdiği öğretilere uygun olmadığını bildirdi. Azınlık, çoğunluk gibi kavramların, ilahi dinlerin öğretilerine uygun görünmediğine vurgu yapan Görmez, "Çünkü kimlikler sayılarla, nicelikle ifade edilmez. Her bir kimlik kendi içinde çok değerlidir. Bir tek kişi bile olsa toplum onu dikkate almak zorundadır. Dolayısıyla yeni bir dile hepimizin ihtiyacı var. Bu dili geliştirmek gerekiyor. Mevcut diyalog toplantılarıyla bu dilin gelişmediği tecrübeyle sabit olmuştur. Daha samimi, daha içten ve bilimsel birlikteliklere, toplantılara ihtiyaç var" ifadesini kullandı.

İtalya’da 1 milyon Müslüman bulunduğunu, namazların araba garajlarında kılındığını anlatan Görmez, "Pek çok haklardan yoksun olduklarını biliyorum. Dolayısıyla bu iki dünyanın ortak sorunlarını, iki büyük kurum zaman zaman bir araya gelerek, çözme yolunda irade ortaya koyabilirler" dedi.

"Dünya bir çözüm için beklemektedir"

Ayuso ise ahlaki değerlerle ilgili hayatın her alanında büyük bir çöküntü yaşandığını belirterek, "Sizin de ifade ettiğiniz gibi bizler Hristiyanlar ve Müslümanlar olarak kendi toplumlarımıza dinin gerçek anlamının ne olduğunu ifade etmek durumundayız" görüşünü dile getirdi.

Diyaloğun önemli olduğunu ancak teknik diyalogların bazı durumlarda istenilen hedefe ulaşmadığını ifade eden Ayuso, Katolik dünyasında bazen diyalogların toplumları bir pota altında bir arada tutmak ve eritmek üzerine kurulduğunu söyledi.

Ayuso, "Bu tür diyaloglarda biz insanlığı bir arada tutabilecek bir temel platformu amaçlamaktayız. Biz hepimiz inananlar olduğumuz için bu platformda karşımızda birtakım engeller ve problemler de görebilmekteyiz. Ancak dünya hastadır, problemlere sahiptir. Dolayısıyla dünya bir çözüm için beklemektedir. Tek çözüm diyalogtur" diye konuştu. 

"Ortak komisyon oluşturulabilir"

Ayuso, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Vatikan arasında 11 yıl önce imzalanan niyet bildirgesinindeki maddelerin bugün için de çok önemli olduğunu ve yenilenmesini talep ettiklerini belirtti.  

Görmez'i Vatikan'a davet eden Ayuso, diyaloğun anlamının, orada düzenlenecek bir toplantıda ele alınmasını istedi.

Ayuso'nun niyet bildirgesiyle ilgili talebi üzerine Görmez, yeni bir dil ve çerçeve oluşturulmadan bildirgenin yenilenmesinin doğru olmayacağını,  bu dili ve çerçeveyi oluşturmak için ortak bir komisyon oluşturulabileceğini dile getirdi.

Görmez, "Onun için bizim önerimiz Vatikan ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında ortak komisyon oluşturabiliriz. Bu komisyon öncelikle İslam dünyasındaki Hristiyanlarla Batı dünyasındaki Müslümanların sorunlarını 6 ayda bir araya gelerek değerlendirebilir. Çünkü bilhassa Arap Baharı'ndan sonra İslam dünyasındaki Hristiyanların sorunlarını biliyoruz ve bizzat takip ediyoruz. Batı'da yaşayan 20 milyon Müslümanın da devasa sorunları var" diye konuştu.





 

İslamafobi bir endüstri haline geldi

18 Mayıs 2013 TİRAN

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Batı toplumlarında tırmanışa geçen İslamofobinin belki de İslam'ın tarihi boyunca karşılaştığı en büyük hadiselerden biri olduğunu söyledi.

 

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Arnavutluk'un başkenti Tiran'da "Sosyal ve Manevi Problemlerin Çözümünde İslam Dini ve Din Temsilcilerinin Rolü" konulu Balkan Ülkeleri İslam Birlikleri Başkanları 6. Konferansı'nda yaptığı konuşmada, din adamlarının ve dini kurumların, modern zamanlarda kendilerini adeta mabetlerin içine hapsettiğini belirterek, "Bugün biz toplum önderlerine, din adamlarına, aydınlara ve dini kurumlara düşen, toplumlarımızın geleceği için sorumluluğumuz doğrultusunda dinimizin iman, ibadet ve ahlak esaslarının toplumda egemen olması için var gücümüzle çalışmaktır" ifadelerini kullandı.

"İslamofobi güçlenerek, Batı'da bir endüstri haline gelmektedir"

İslam'ın özellikle şiddet ve terörle bağdaştırılmaya çalışılmasının, İslamofobiyi besleyen en önemli faktör olduğuna işaret eden Görmez, "11 Eylül olaylarıyla özellikle Batı toplumlarında tırmanışa geçen İslamofobi, bugün İslam'ın önündeki en büyük engellerden biridir. Belki de İslam'ın tarihi boyunca karşılaştığı en büyük hadiselerdendir. Ne yazık ki İslamofobiyi canlı tutmak isteyen çevreler olduğu gibi İslamofobiden nemalanan bir iktidar biçimi de vardır" değerlendirmesinde bulundu.

Müslümanların 300 yılı aşkın süredir sürekli şiddete, işgallere, savaşlara ve katliamlara maruz kaldığını, yer altı ve yer üstü kaynaklarının sömürüldüğünü belirten Görmez, şunları kaydetti:

"İslam coğrafyasında zihinler ve gönüller yaralıdır. Ayrıca bilinçli ve sistematik bir şekilde Müslümanların kutsallarına hakaret edilmekte, değerleri aşağılanmaktadır. İslam toplumları somut işkencenin yanında soyut ve kültürel bir işkenceye de tabi tutulmaktadır. Tüm bunlar peş peşe geldiğinde bu olaylar Müslümanların tepki biçimini etkileyerek İslamofobiyi besleyen ve körükleyen bir unsur haline gelmektedir. Bu kısırdöngü içerisinde sürekli İslam ve Müslümanlar zarar görmekte, İslamofobi ise güçlenerek Batı'da bir endüstri haline gelmektedir." 

"İslam dünyasının, insan yetiştiren bütün mekanizmaları gözden geçirilmeli"

Müslümanların İslam anlayışının, bütüncül bakış açısından uzak olduğuna, yerel, bölgesel ve parçacı bu anlayışın, İslam'ın evrenselliğini yansıtamadığına dikkati çeken Görmez, "Hem İslam coğrafyasındaki sorunların çözümü hem de Batı'da yükselen İslam düşmanlığı karşısında nasıl bir tavır belirlenmesi noktasında topyekun İslam dünyasının, insan yetiştiren bütün mekanizmalarını yeniden gözden geçirmesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı.

Görmez, bunu sağlamanın ve geliştirmenin en temel yolunun ilim ve hikmetten geçtiğini vurgulayarak, İslami çizginin dışına çıkmayan, sünnet-i seniyyeye bağlı, çağı anlayan, takvaya dayalı Müslümanlık anlayışının önemine değindi.