Tahriklere asla itibar etmeyeceğiz
02 Haziran 2013 20:29
MHP
Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Taksim Gezi Parkı'nda çıkan olaylara
ilişkin, ''Devlet millet çatışması için ellerini avuşturanlara tahrike
yeltenenlere asla itibar etmeyeceğiz'' dedi.
MHP Genel Başkanı
Devlet Bahçeli, Taksim Gezi Parkı'nda çıkan olaylara ilişkin, ''Devlet
millet çatışması için ellerini avuşturanlara tahrike yeltenenlere asla
itibar etmeyeceğiz'' dedi.
Bahçeli, 25. Erdemli Türkmen
Şöleni'nde yaptığı konuşmada, Taksim Gezi Parkı'nda yaşanan olayların
"iktidarın tavrını ve tercihini göstermesi bakımından son derece
anlamlı" olduğunu söyledi.
Türk polisini suçlayanlara bazı
hatırlatmada bulunmak istediğini söyleyen Bahçeli, Taksim'deki
göstericilere yönelik tavrın ağır ve şiddetli olduğunu ancak emniyet
güçlerinin de aldıkları talimatlar doğrultusunda hareket ettiklerinin de
kimsenin unutmaması gerektiğine işaret etti.
"Ortadoğu
yangınını ve kaosunu Türkiye'ye ithal etmeye çalışanların el altından AK
Parti tarafından desteklenmiş, özendirilmiş ve teşvik edilmiş midir"
diye soran Bahçeli, "Sözüm ona Türk baharı yaşatma hevesinde olanlar,
bölünmeyi çabuklaştırmak ve kardeş kavgasını tetiklemek için Taksim
provokasyonunu atlama taşı olarak mı değerlendirmişlerdir?" dedi.
Türkiye'nin bir oldu bittiye getirilmek istendiğini anlatan Bahçeli şöyle devam etti:
"Marjinal ve yasa dışı sol unsurların bölücü milletvekillerinin baş
rolde olduğu Taksim'deki hadiseler, neyin olgunlaşması ve
kabullendirilmesi hedeflenmiştir? Başbakan Erdoğan'ın, MHP'yi Taksim'de
protesto gösterisi yapan bir kısım muhalefet partisinin içinde
saymasıysa tamı tamına bir saptırmadır ve iftiradır. Bizim BDP, PKK ve
aşırı uç örgütlerle yanyana gelmemiz aklın inkarıyla eş değerdir.
Başbakan Erdoğan, bölücü kadroyla kimin ittifakı içerisinde olduğunu,
kimlerin 'al takke ver külah' halinde bulunduğunu görmek istiyorsa,
kesinlikle aynadakilere bakmalı, oturduğu sedirin çevresinde kümelenen
namertleri görmelidir. Ne ilginçtir ki, Türkiye'nin bölünme sürecine
kararsız kalanlar, PKK ile şirinlik yapanlar, AK Parti'ye kredi açanlar,
yıkım ve çözülmeye karşı 3 maymunu oynayanlar, anında ağaç savunucusu
kesilmiş, Taksim'deki eylemlerin başını çekmişlerdir."
"Biz bunlara kanmayız"
"AK
Parti, CHP, BDP, PKK ve İmralı canisi arasında danışıklı dövüş şeklinde
kurulan tuzağa" Türk milletinin düşmeyeceğini anlatan Bahçeli,
"Ormanlarımızı yakan, doğamızı kirleten, caddelerimizi savaş alanına
çeviren, varlıklarımıza zarar veren bazı mihraklar birden bire yeşili
seven, doğa gönüllüsü olarak arzı endam etmişlerdir. Biz bunlara
kanmayız, Türkmen kardeşlerim bunlara kesinlikle inanmaz" şeklinde
konuştu.
İstanbul 6. İdare Mahkemesinin Topçu Kışlası'nın yapımı
ile ilgili kararına da değinen Bahçeli, kararın gecikmeli de olsa
sukunetin ve huzurun sağlanması açısından faydalı olduğunu ifade etti.
"Gezi Parkı 'cehennem parkı'na dönüştürülmemeli"
Başbakan
ve hükümetin ısrarından vazgeçerek "Taksim merkezli kurulan gerilim
stratejisini" terketmesi gerektiğini aktaran Bahçeli, "Gezi Parkı
'cehennem parkı'na dönüştürülmemeli. AK Parti yıkmaktan ve Taksim'i
talan etmekten mutlaka caymalıdır. Bu vesileyle herkesi itidala davet
ediyorum, kışkırtmalara dikkatli olunması gerektiğini Erdemli'den
yineliyorum. Çakılacak bir kıvılcım, kestirilmesi mümkün olmayan
neticelere, çatlamalara kapı aralamadan başta siyasi iktidar olmak üzere
Taksim'den nemalanmak isteyenlere, sağduyunun ve aklı selimden
ayrılmamaları gerektiğini samimiyetle bildiriyorum" ifadelerini
kullandı.
Bahçeli, partilileri sosyal medya üzerinden yapılan davetlere karşı da uyardı.
MHP'nin, Taksim Gazi Parkı'nda sahnelenen tehlikeli senaryoyla kolkola
olmaya devam edenlere hiçbir şart altında iltifat etmeyeceğini söyleyen
Bahçeli, şunları kaydetti:
"Parti olarak hiç bir karanlık
ilişkinin, gerilimin içinde olmama tercihimizden taviz vermeyeceğiz.
Devlet millet çatışması için ellerini avuşturanlara tahrike yeltenenlere
asla itibar etmeyeceğiz. Tüm dava arkadaşlarımın ve vatandaşlarımızın
bu kapsamda hareket edeceğine inanıyorum. Bu aziz vatan hepimizindir.
Türkiye'nin bir yıkıma sürüklenmesini önlemek hepimiz için milli bir
görevdir. Herkes üzerine düşeni siyasi hesapları bir kenara bırakarak
yapmalıdır."
115 güvenlik görevlisi ile 58 vatandaş yaralandı
02 Haziran 2013 18:34 ANKARA
İçişleri
Bakanı Muammer Güler, Taksim Gezi Parkı ile ilgili yaşanan olaylarda
115 güvenlik görevlisinin yaralandığını, 58 vatandaşın da hastanelerde
tedavilerinin sürdüğünü söyledi.
İçişleri Bakanı Muammer Güler,Taksim Gezi Parkı
ile ilgili 28 Mayıs'tan bugüne kadar 67 ilde 235 eylem ve etkinliğin
yapıldığını, bunlarla ilgili bin 730 kişinin gözaltına alındığını
belirterek, "Gözaltına alınan kişilerin büyük çoğunluğu ifadeleri
alınıp, kimlikleri tespit edilerek serbest bırakılan kişilerdir" dedi.
Bakan Güler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Taksim'de Gezi Parkı'nı
da içine alan yayalaştırma projesi kapsamında 28 Mayıs'ta başlayan
protestoların ağırlıklı olarak dün ve bugün de sürdüğünü dile getirerek,
"28 Mayıs'tan bugüne kadar 67 ilde 235 eylem ve etkinlik yapıldı"
ifadesini kullandı.
Eylemler arasında, oturma ve basın
açıklamalarının yanı sıra korsan gösterilerin de olduğunu ifade eden
Güler, gösterilerde polisin gerekli önlemleri aldığını söyledi.
Kanunsuz
gösterilerde kamu malına ve şahıslara zarar verilmesi durumunda polisin
gerekli müdahaleyi yaptığını belirten Güler, "Bugüne kadar gözaltına
alınan kişi sayısı bin 730'dur. Gözaltına alınanların büyük çoğunluğu,
ifadeleri alınıp, kimlikleri tespit edilerek serbest bırakıldı. Ama
cumhuriyet savcılarının talimatıyla haklarında gözaltı işlemi devam eden
veya terörle ilişkilendirilerle ilgili adli işlemler de
sürdürülmektedir" diye konuştu.
Olaylarda, vatandaşlar ve güvenlik güçlerinden yaralananlar olduğunu belirten Bakan Güler, şunları söyledi:
"115
güvenlik görevlimizin hafif veya büyük yaralanması söz konusu. Yine çok
sayıda vatandaşımızın gerek ambulanslarda gerek hastanelerde tedavileri
yapıldı. Şu anda 58 vatandaşımızın hastanelerdeki tedavileri sürüyor.
Bunlardan 23'ü İstanbul'da, 31'i Ankara'da. Gerek Ankara'da gerek
İstanbul'da tedavileri sürdürülen vatandaşlarımızdan 4 kişi İstanbul'da
2'si de Ankara'da yoğun bakımdadır. Bunlardan 4'ünün yaralanmalarının
ağır olduğu ifade ediliyor. Bunların tedavileri izlenmektedir."
"28 Mayıs'tan bugüne kadar 89 polis aracı, 42 özel araç zarar gördü"
Söz konusu gösterilerin bugün de başta Ankara ve İstanbul olmak üzere 6
ilde devam ettiğini belirten Bakan Güler, Taksim'de yaklaşık 20 bin
kişinin katıldığı Kızılay'da ise 7-8 bin kişinin katıldığı etkinlikler
yapıldığını söyledi.
Güler, güvenlik güçlerinin söz konusu eylemlere yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, şunları söyledi:
"Maalesef
bu eylemler, gösteriler sırasında amacını aşan çok faaliyetler de oldu.
Polisimiz bunları da izliyor. Maalesef, 28 Mayıs'tan bugüne kadar 89
polis aracı, 42 özel araç zarar gördü. Bunların içinde 4 otobüs, 18
belediye otobüsü, 15 kamu aracı, 94 iş yeri, bir konut, bir polis
merkezi ve 4 siyasi parti binasında çeşitli saldırılarla zararlar
meydana geldi.
Bu eylemler sırasında ağırlıklı Ankara ve İstanbul
olmak üzere üzülerek ifade ediyorum çok sayıda otobüs durağı, trafik
ışık ve levhaları, MOBESE kameraları, bankamatikler ve kaldırımlarda da
çeşitli zararlar meydana geldi. Arkadaşlarımızın yaptığı ilk
tespitlerde, bu zararların 20 milyon liranın üzerinde olduğu ifade
ediliyor. Özel iş yerlerinde ve diğer yerlerde yapılan tespitleri henüz
almadık."
Sosyal medya üzerinde de çok yanlış haberlerin
yayıldığını vurgulayan Güler, "Bazı meslek kuruluşlarının yaralılar
konusundaki ifadelerini de ilgiyle izledik. Kayıplardan bahsediliyor.
Böyle bir tespitimiz yok. O nedenle resmi açıklamalara itibar edilmesini
özellikle ifade etmek isterim" dedi.
Polisin zor kullanmasının kanunlardan gelen bir hak olduğuna dikkati çeken Bakan Güler, şunları kaydetti:
"İçişleri
Bakanlığımız mülkiye müfettişleri ve polis müfettişlerinden oluşan bir
heyetle bu olayların başlangıcından itibaren bütün gelişmeleri, alınan
tedbirleri, polisin orantılı güç kullanma dışına çıkan eylemi var mı
bütün bunları tespit edecekler. Bununla ilgili gerekli yasal işlemler
mutlaka yapılacaktır. Ancak, polisimiz kanunların kendisine verdiği
yetkiyi kullanarak sonuna kadar sabırla davrandığını, ikazlarını
yaptığını, öncelikle tazyikli su ile müdahale ettiğini, ancak belli
işgal, saldırı eylemlerine devam edilmesi neticesinde biber gazına
tevessül ettiğini de biliyoruz. Bu konudaki varsa eksiklikler onun da
tespitini yapacağız. Ben sevgili vatandaşlarımızın aklı selim içinde,
sağduyu ile davranmaya davet ediyorum. Memleketin kendi kaynaklarından,
herkesin vergileriyle oluşturulan kamu mallarına zarar verilmesinin hak
aramayla hiçbir ilgisinin olmadığını belirtmek istiyorum."







Opera da cami de yapacağız
02 Haziran 2013 14:50 İstanbul
Başbakan
Erdoğan, Taksim'deki olaylara ilişkin, "AKM yıkılarak, yerine opera
binası yapılacak. Evet, cami de yapacağız. Ben bunun iznini CHP Genel
Başkanından alacak değilim" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen
Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Olağan Genel Kurulu'nda
yaptığı konuşmada, Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylara ve protesto
gösterilerine değindi.
Türkiye'nin her alanda büyük
başarılar yaşadığı bir dönemde hiç arzu etmedikleri saldırılara,
provokasyonlara şahit olduklarını belirten Erdoğan, "Geçmişte,
hükümetleri tehdit etmek, hükümetleri hizaya getirmek, kaos ortamı
oluşturarak, demokrasi dışı müdahalelere zemin hazırlamak için tertip
edilen tuzakların benzerini, şu anda tekrar yaşıyoruz. Sandıkta başarı
sağlayamayanların ve başarı sağlayamayacağını da bilen, son dönemde sık
sık sokak sokak direniş çağrısı yapan bir anamuhalefet parrtisinin
ve onun yanında diğerlerinin umutsuzluk içinde bu eylemleri
kışkırttığını görüyoruz" dedi.
"Dert başka"
Başbakan Erdoğan, 'Taksim'de Gezi Parkı ortadan kalksın' iddiasında
olmadıklarını vurgulayarak, 3. Selim tarafından 1780'de yaptırılan Topçu
Kışlası'nı yeşili de muhafaza edecek şekilde yeniden inşa etmek, AKM'yi
yıkmak suretiyle, arkasında ve yanındaki boşluğu katacak şekilde dev
bir kültür ve opera binasını yapmak istediklerini dile getirdi.
Taksim Meydanı'nı yayalaştırdıklarını ifade eden Erdoğan, "Tutturmuşlar
AVM, AVM olacak. Uluslararası camiada alışılmış bir AVM'yi zaten siz
buradaki alana yapamazsınız. Burada, kesinleşmiş olarak bir AVM projesi
de yok. Belki biz buraya bir şehir müzesi yapacağız, burada farklı
etkinlikleri ortaya koyabilecek bir mimari eser ortaya koyacağız.
Kesinleşen, elimizde belirlenen bir belge var mı? Yok. Sadece bir kez
söylenmiş, ifade edilmiş olaylar üzerine...Karşımızda bir muhatap da
yok... Alıyorlar, birilerini geliyorlar, onlarla beraber orada gösteri
yapıyorlar. Dert başka" diye konuştu.
Başbakan
Erdoğan, Türkiye'nin son 10 yıldaki ekonomik ilerlemesine ilişkin bilgi
verirken, "Böyle bir ekonomik kalkınma sürecini yakalamış Türkiye'nin bu
gidişini engellemek, bu gidişe 'Dur' demek isteyen malum muhfiller,
bunu hazmedemeyen mahfiller, işte bu tür çılgınlıklar içine giriyorlar.
Kendilerine göre, yakıyorlar, yıkıyorlar, cam, çerçeve... Buraların
taşlarını sökerek esnafın camlarını kırıyorlar. Bu mu demokrasi?
Soruyorum... 'Tayyip Erdoğan diktatördür'. Bu millete hizmetkar olan bir
insana diktatör yakıştırmasını yapıyorlarsa, diyecek bir şey yok.
Benim, 81 vilayatte 76 milyon vatandaşıma hizmet etmekten başka bir
derdim olmamıştır" dedi.
"Her türlü kamuoyu araştırmasını yapıyoruz"
CHP'nin İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde çöp yığınlarının
kaldırılamadığını, İstanbul'un su sıkıntısı çektiğini, hava kirliliği
olduğunu, Haliç'in pislikten geçilmediğini kaydeden Erdoğan, şöyle
konuştu:
"Her türlü kamuoyu araştırmasını yapıyoruz ve
adımlarımızı ona göre atıyoruz. Taksim'le ilgili de 2011 seçimleri
öncesinde tüm kamuoyu araştırmalarımızı yaptık, adımlarımızı ona göre
attık ve atıyoruz. Taksim Kışlası'nı CHP zihniyeti yıktı, onun yerine
Taksim Stadı olarak kullandı. Şu anda İnönü Stadyumu olarak kullanılan
yerde, eskiden Dolmabahçe Sarayı'nın ahırları vardı. Onu yıkıp stad
yaptılar. Bakın bunların hepsi o dönemde olmuş. Bunlara sesi
çıkmayanların, orada şu anda sökülen 12 tane ağaca bu şekilde
tepkilerini çevrecilik adına değil, ideolojik bazlı olarak ifade etmek
istiyorum."
"Çevreciler o zaman neredeydi?"
Erdoğan , Kağıthane'deki Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı
Arşivi Yeni Hizmet Binası'nın açılış töreninde de şunları kaydetti:
"İşte günlerdir Taksim Meydanı'nda 12 ağacın güya koruyuculuğunu
yaptığını iddia edenlerin yaklaşım tarzındaki sakatlık neyse bu konudaki
tarz da aynı anlamdadır. Biz ki şu ana kadar 3 milyara yakın fidan ve
çeşitli yaş gruplarında Türkiye'ye ağaç dikmiş bir iktidarız. Bakın 3
milyon değil 3 milyar diyorum ve 160 civarında milli park inşa eden bir
iktidarız. Öyle 5-10 dönüm değil hektarlarca. Şu İstanbul'a belediye
başkanlığı yaptığım dönemde gerek TEM'de gerek orta refüjden, yan
şeritlere varıncaya kadar oralarda 10 yaş grubu üzerindeki çınar
ağaçları. Bunların hepsi yerel iktidarımızın o dönemdeki diktiği
ağaçlardır. Şimdi bakın akasyalar, çınarlar ne hale geldi. Bunları yapan
bir iktidar çevre, ağaç düşmanı olabilir mi? Belediye başkanlığımda
Kilyos'ta 10 binlerce yetişmiş ağacı kesen, katledenlere karşı savaş
verdim. Nerdeydi çevreciler? Nerdeydi o zaman bu ana muhalefet
partisinin yetkilileri, temsilcileri. Hapse girdiğimde dönemin
cumhurbaşkanı ile açılış yapıyorlar ve açılışta 'Buraya karşı
çıkanlar şimdi nerede?' diye soruyorlar. Cumhurbaşkanının konuşması
öyleydi. Çıktık biz yasal mücadelemizi verdik ve yargıda kazandık. Bu
vakaları, gerçekleri bir kenara koyamayız."
"Topçu Kışlasını yapacağız"
Taksim'de tarihi Topçu Kışlası'nı yapacaklarını bildiren Erdoğan, "Çok
açık ve net söylüyorum: Biz bir kaç tane çapulcunun o meydana gelip,
insanımızı, halkımızı yanlış bilgilendirmek suretiyle tahrik etmesine,
pabuç bırakmayız. Bu millet bize reyini verirken, 'Tarihime, tabiatıma
sahip çık' diye verdi" diye konuştu.
"Cami de yapacağız"
Başbakan Erdoğan, 3. Boğaz Köprüsü'nün temelini attıklarını hatırlatarak, şöyle devam etti:
"Bugün yine oraya 300-500 kişi gitmiş. Ne oldu? Şimdi 300-500 kişi
oraya gitti diye köprü inşaatını mı durduralım? Ana muhalefet bu işe
karşı çıktı diye... Bunlar birinci, ikinci köprüye, denizin altından
yaptığımız tüp geçitlere, tünellere de karşı çıktılar. Bunların
cibiliyetinde bir taş taş üstüne koymak yok böyle bir şey. 'Efendim
Erdoğan diktatör'. Vallahi ben bu milettin efendisi değilim, diktatörlük
benim kanımda yok, cibiliyetimde yok. Ben bu milletin hizmetkarıyım.
Eğer diktatör arayan varsa, kendi geçmişlerine baksınlar. Eğer diktatör
arayan varsa, işte Taksim Meydanı'nda, Ankara'da, şurada, burada.
Milletin, esnafın camını, çerçevesini indirenler ne hakla indiriyor.
Soruyorum. Bunun hukukla, demokrasiyle, hak mücadelesiyle bir alakası
var mı? Kim ödeyecek şimdi onların paralarını? Onlar mı ödeyecekler.
Tüyü bitmemiş yetimin hakkı var burada. Gene kalkacağız oranın camını
çerçevesini bu hükümet ödeyecek, bu devlet ödeyecek. Bu terör
estirenlere destek çıkan CHP zihniyetidir. Çünkü bunların meşrebinde,
mizacında bu var."
"Cami de istiyoruz..."
AKM'nin yıkılarak, yerine opera binası yapılacağını söyleyen Erdoğan'a,
bir katılımcı "Cami de istiyoruz" diye seslendi. Erdoğan, bunun
üzerine, "Evet, cami de yapacağız. Ben bunun iznini şimdi gidip de
CHP'nin genel başkanından alacak değilim ve bu birkaç tane çapulcudan da
alacak değilim" dedi.
Başbakan Erdoğan, "Birileri çıkıyor
'Sayın Başbakanım bunlar çok tahrik edici oluyor diyor. Kardeşlerim, ben
hizmetkarım. Benim tahrik etmek gibi bir derdim asla olamaz. iki kere
iki, dört, eder. Yazın da kışın da gece de sabah da 4. Bunun adı
hakikattır, gerçektir. Hakikatleri, gerçekleri ters yüz etmeye kimsenin
gücü yetmez. Biz, o hakikatlerin kurbanıyız. Onlar adına konuşuyoruz ve
bu, neyi gerektiyorsa onu yapacağız. Bazı şeyler vardır ki o olmazsa
olmaz, o birilerine illa da sorulmaz. Bu nedir? Tarihtir, kültürdür.
Biz, burada Osmanlı arşivlerini niye yapıyoruz? Modern teknolojiyi
buraya taşıdık" diye konuştu.
''Gezi Parkı'ndaki sökülen sökülen ağaçlarla alası yok''
Başbakan Erdoğan, HaberTürk TV, Bloomberg TV ve Show TV ortak yayınında Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı.
"Taksim'deki olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine
Erdoğan, Gezi Parkı'nı, Türkiye'de bilmeyen çok sayıda insan
bulunduğunu, ancak bu durumun kullanılarak bazı şehirlerde olaylar
çıktığını dile getirerek, "Bunların hiçbirinin demokrasiyle filan
alakası yok. Gezi Parkı'ndaki sökülen sökülen ağaçlarla alası yok ki
orada da, kesilen ağaç değil sökülen ağaçlar var. İki tane de kesilen
ağaç var" dedi.
''Olay farklı yerlere bir şekilde çekiliyor''
Koç
Üniversitesi'nin bulunduğu yerin, daha önce 10 yaş grubu üzeri orman
olduğunu, bu konuda mücadele yürüttüğünü dile getiren Erdoğan, şöyle
devam etti:
''Şu anda elimde bir metin var. Bu
metin, bu üniversitenin rektörü tarafından gönderilmiş bir
metin. 'Değerli öğrenciler, şehirdeki olağanüstü durum itibarıyla bu
haftasonu verilecek sınavlara katılamayacak bütün öğrenciler, sağlık
raporu getirmeksizin, önümüzdeki günlerde açıklanacak başka bir tarihte
telafi sınavı alabileceklerdir. Selam ve sevgilerle'. İsim ve rektör.
Şimdi, Zekeriyaköy nere, Taksim nere? Bu okulun öğrencilerinin ciddi bir
kısmı yatılı. Şimdi bu yazıdan ben, farklı şey anlıyorum. Bu nedir?
'Siz, bu eylemlere katılabilirsiniz'. Bu demektir. Çünkü aynı şeyi
ODTÜ'de, Ankara'da yaşananlarda gördük. Aynı şeyi maalesef Hacettepe
Üniversitesi öğrencilerinde gördük. Burada, üniversite yönetimlerinin de
öğrencilerine hakim olamayışları noktasında ciddi sıkıntılar yaşanıyor.
Olay farklı yerlere bir şekilde çekiliyor. Olması gereken, eğer bir
demokrasi mücadelesiyse demokrasi mücadelesi sandıkta verilir. Demokrasi
mücadelesi meydanları yakıp yıkarak, kırıp dökerek verilmez."