azsonra aktifsayfa: Eylem yapanları kendi karşıtı olarak görmemeli 02 Haziran 2013 14:51 İstanbul

2 Haziran 2013 Pazar

Eylem yapanları kendi karşıtı olarak görmemeli 02 Haziran 2013 14:51 İstanbul

 "Diktatörlük benim kanımda yok"

02 Haziran 2013 14:50 

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,

 

 "Ben bu milletin efendisi değilim. 

 

Diktatörlük benim kanımda da yok, cibiliyetimde de yok. Ben bu milletin 

 

hizmetkarıyım"

 

 dedi.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 

 

"Ben bu milletin efendisi değilim. 

 

Diktatörlük benim kanımda da yok, cibiliyetimde de yok. Ben bu milletin hizmetkarıyım" 

 

dedi.



Eylem yapanları kendi karşıtı olarak görmemeli

02 Haziran 2013 14:51 İstanbul 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Sayın Başbakan, eylem yapanların tümünü kendi karşıtı olarak görmemelidir. Onların tümü ülkenin özgürlüğü ve demokrasisi için mücadele ediyor" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CNR EXPO Fuar Merkezi'nde "Kentine güvenen kentler buluşması" sloganıyla düzenlenen Sosyal Demokrat Belediyeler Hizmet ve Proje Tanıtım Fuarı'nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.  

Taksim Gezi Parkı'ndaki olayları değerlendiren Kılıçdaroğlu, toplumun özgürlük ve demokrasi konusunda ciddi bir tepki verdiğini söyledi.  

Olayların ulusulararası boyuta taştığını savunan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:  

"Bu olay, AKP iktidarının ülkeye getirdiği baskının sonucudur. Baskıya ortak bir tepki göstermiştir halk. Bunu Başbakan'ın çok iyi anlaması gerekir. Çok iyi değerlendirmesi gerekir. Türkiye kendi bildiği Türkiye değildir. Hele hele 'İstanbul'da şu kadar kişi toplanacak', 'Ben oraya 1 milyon kişiyi toplayabilirim' diyorsa bu da başka bölücülüktür. Sayın Başbakan eylem yapanların tümünü kendi karşıtı olarak görmemelidir. Onların tümü ülkenin özgürlüğü ve demokrasisi için mücadele ediyor. Kendi yandaşları, özgürlük istemiyor mu? Baskı mı istiyorlar? Toplumun böyle bir ayrışma sürecine sokmak doğru değildir."

"Hiçbir zaman fırsatçılık yapmadık" 

Bir gazetecinin, Başbakan Erdoğan'ın, Taksim'e yürüyen CHP'lilere izin verilmesinin ardından "Bundan sonra çıkacak olayların sorumlusu CHP olacaktır" yönündeki ifadeleri ile BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in "CHP fırsatçılık yapıyor"  açıklamasını  hatırlatması üzerine Kılıçdaroğlu,  "Son söylediğiniz kişiye benim yanıt vermem doğru değil" dedi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 

"Biz hiçbir zaman fırsatçılık yapmadık. Oraya sivil bir yurttaş olarak gittim. Eylem yapanlara destek vermek için gittim. Orada yapılan eylem, CHP'nin eylemi değildir. Yapılan miting de CHP'nin mitingi değildir. Biz bir sorumluluk üstlendik, bir görev yaptık. Çok partili yaşamı Türkiye'ye getiren bir siyasal partinin yani CHP'nin halka duyduğu, halkın eylemlerine duyduğu saygının gereği olarak mitingimizi erteledik ve iptal ettik. Herkes Taksim'e gitti; biz bayraklarımızı da oraya götürmedik. Çünkü eylem halkın eylemi. Bir partinin eylemi değil. Üstelik hemen hemen bütün illerde yapılan bir eylem. Sayın başbakanın şunu bilmesi lazım; halka rağmen iktidar olunmaz. Halka rağmen 'Benim söylediğim olur' olmaz."

Halktan özür dilemeli

Demokrasilerde en büyük gücün halk olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Sayın Başbakanın çıkıp televizyonlarda halktan özür dilemesi gerekiyor. Bunu bekliyorum. Bu erdemi yerine getirir mi? Bilmiyorum ama sağlıklı çalışan bir demokraside başbakanların yapması gereken ilk iş, halkın önüne çıkıp 'Size baskı uyguladık. Baskının sonucu siz tepki verdiniz. Hepinizden özür diliyorum' diye seslenmektir" diye konuştu. 

"Medya çalışanları zor koşullarda görev yapıyor" 

Taksim Gezi Parkı 'ndaki olaylar sırasında bazı göstericilerin basın mensuplarına yönelik saldırılarının  hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, kendisinin de zaman zaman medyayı eleştirdiğini ama hiçbir zaman medya çalışanlarını eleştirmediğini söyledi. 

Kılıçdaroğlu, medya çalışanlarının en zor koşullarda görev yaptığını kaydederek, şöyle dedi: 

"Bütün medya çalışanlarına hepimizin saygılı olması lazım. Medya çalışanlarının kendi görevlerini rahat yapabilmeleri için gerek yurttaşların gerek siyasal partilerin her türlü kolaylığı sağlaması gerekir. Bu demokrasilerin temel kuralıdır. Medya özgürlüğü çok önemlidir. Medyanın mutfağında olaylar şu veya bu şekilde yorumlanabilir buna da demokrasi içinde saygı göstermemiz gerekiyor ama halkın özgürlük tepkisini medya yeteri kadar kamuoyuna sundu mu? Hayır. Bu bağlamda eleştirilir ama bunun sorumlusu medya çalışanlarında değil medyanın patronlarındadır. Medya patronlarıyla medya çalışanlarını ayırmamız gerekiyor. Medya çalışanları da özgürlük istiyorlar. Onlar da yaptıkları haberlerin yayınlanmasını istiyorlar. O nedenle bütün yurttaşlarıma açıkça söylüyorum; medya çalışanlarına sakın ola ki hiçbir eleştiri getirmeyin, onlar zor koşullarda görev yapıyorlar sizin sesinizi dünyaya ulaştırmaya çalışıyorlar. Bütün medya çalışanlarına da ayrıca onların sorunlarını çözmek için de tek adresin CHP olduğunu biliyorum."

 

MHP'nin hiçbir ferdi eylemlerin içinde olmadı

01 Haziran 2013 18:46 

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın MHP'yi de Taksim Gezi Parkı'ndaki olayların içine çekecek suçlamalar yaptığını ileri sürerek, "MHP'nin hiçbir ferdi bu tür eylemlerin içinde olmamıştır" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Atatürk Kültür Merkezi'ndeki Çankırı Günleri etkinliğine katılan Bahçeli, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

Bahçeli, Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylara ilişkin bir soru üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bazı konuşmalarının satır aralarında MHP'yi de olayların içine çekecek suçlamalar ve iftiralarda bulunduğunu ileri sürerek, şunları kaydetti:

"MHP'nin hiçbir ferdi bu tür eylemlerin içinde olmamıştır. Bütün arkadaşlarımızdan bu tür eylemlere katılmamaları için hassasiyet göstermeleri istenmiştir. Ancak Başbakan Erdoğan'ın birtakım muhalefeti sayarken eylemlerin içerisinde Milliyetçi Hareket Partisini de gösterme gibi bir yalan ve iftiraya devam etmektedir.  Şimdi soruyorum: Barış görüşmelerinde müzakereci olarak kabul ettiğiniz, İmralı'ya gönderip getirttiğiniz, sonra da ondan aldığınız bilgilerle barış sürecini yönlendirdiğiniz insanları şimdi işbirlikçisi olarak unutup, hasım olarak görüp, yanına Milliyetçi Hareket Partisini ilave etmek bir utanmazlıktır. Siyasi iktidar ve yandaşları bundan vazgeçmelidir."

MHP'nin Türk milletinin huzuru, barışı ve güvenliğine ilişkin hassasiyetlerini sürdüreceğini bildiren Bahçeli,  partisinin İstanbul İl Başkanlığı tarafından olayların kınandığını ve bu tür eylemlerde MHP'nin bulunmayacağının vurgulandığını hatırlattı.

Bahçeli, "İnşallah bundan sonra bu tür olaylardan yararlanarak Türkiye'yi Ortadoğu'daki bir "Arap Baharı"na benzer ve şimdiden adını Türk Baharı koyarak bir kardeş kavgasına sürükleyebilecek davranışlardan başta siyasi iktidar, ikincisi muhalefetin bazı marjinal unsurları vazgeçmelidir" dedi.

Gezi Parkı'ndaki olaylarda polisin tavrını da değerlendiren Bahçeli, polisin şiddetli davrandığını ancak verilen talimatı yerine getirdiğini söyledi. Bahçeli, şöyle devam etti:

"Polisi burada kimse suçlamasın. Suçlamadan evvel İstanbul Valisi başta olmak üzere, İçişleri Bakanı, güvenlikten sorumlu Başbakan Yardımcısı ve Başbakan bu konuda sorgulanmalıdır. Polisin ne günahı var? Bomba at, diyor atıyor, gaz at, diyor atıyor, su sık, diyor sıkıyor. Yoksa polisin belki de su sıktığı insanların içinde çok yakınları var. Şimdi işi gücü bırakıp her suçu polisin üzerine yüklemek doğru değildir. Yarın Türkiye'nin güvenliği açısından herkesin başvuracağı kadro polis teşkilatıdır." 

 




 

Mesele anlatılabilirdi

 

02 Haziran 2013 14:42 Sakarya

 

 

TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu 

 

Başkanı Üstün, Taksim Gezi Parkı'ndaki 

 

olayları protesto eylemleriyle ilgili, 

 

"Mesele anlatılabilirdi, öyle bir fırsat vardı. 

 

Biber gazının acil kullanılmaması gerekirdi" 

 

dedi.

TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu 

Başkanı Ayhan Sefer Üstün, Taksim Gezi 

Parkı'nda yaşanan olayları değerlendirdi. 

 

Süreçte birtakım yanlışların üst üste 

yapıldığına dikkati çeken Üstün, bunun da 

beraberinde istenmeyen olayların yaşanmasına 

neden olduğunu anlattı.

 

"Maalesef 3 yanlışın bir doğru yapmadığını bir kez daha gördük"

 diyen Üstün, şöyle devam 

etti:

"İstanbul Büyükşehir Belediyesi, çıkıp ne yapmak istediğini anlatmalıydı.

 

 Burada iletişim kazası oldu. 

 

Polisin henüz kamu düzeni 

bozulmadan en son kullanacağı araçları işin 

 

başında kullanmış olması önemli bir yanlıştır.

 

 Eski rejim yanlıları darbe öncesi görüntüleri ülkemize yaşattılar.

 

 Tırnaklarımızla oluşturduğumuz ülkemizin demokratik, özgürlükçü ve insan haklarına dayalı imajına zarar vermiştir." 

 

Üstün, olayla ilgili gereken hassasiyetin 

gösterilmediğini belirterek, olayların 

başlangıcında Gezi Parkı'nda yanlış iş 

yapıldığını düşünen makul vatandaşların 

geldiğini ancak olayların doğru şekilde 

kendilerine anlatılamadığını söyledi.

 

Polisin aceleci davrandığını vurgulayan Üstün, 

 

"Mesele anlatılabilirdi, öyle bir fırsat vardı 

 

ama olmadı ve bu insanlar polisle karşı karşıya 

 

geldi. 

 

Orantısız güç olabilir, kullanılmaması gereken biber gazının acil kullanılmaması 

gerekirdi.

  Biber gazı sıkılmadan önce böyle 

büyük bir olay yaşanmamıştı aslında. 

 

Kamu düzenini bozacak bir durum olsaydı 

 

birtakım enstürmanlara ihtiyaç duyulabilirdi 

 

ancak o aşamada böyle bir durum yoktu. 

 

Çok aceleci davranıldı"

 diye konuştu.

 

"Türkiye'ye bu görüntüler yakışmadı" 

 

Üstün, yaşanan olayların ülkenin imajına zarar verdiğine dikkati çekerek, 

 

"eski rejim yanlılarının" 

 

darbe öncesi görüntüleri ülkeye yaşattıklarını kaydetti.

 

Üstün, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu insanların hiçbir kutsalının olmadığını bir 

kez daha gördük. 

Bunlar fırsatını bulduğunda 

polisi linç edebileceklerini, ülkeyi ateşe 

 

verebileceklerini  bir kez daha milletimize göstermiş oldular. 

Yakan, yıkan ve ilke 

tanımayan, hatta kendilerini haberleştirmek 

isteyen basın mensuplarının araçlarını tahrip 

eden, esnafa zarar veren ve Atatürk heykeline 

dahi kendi ideolojilerini kazıyan bir yapıyla 

karşı karşıya kalındı. 

Marjinal grupların da katılımıyla olaylar farklı boyutlara taşındı. 

Hak aramak hareketinden öte bir kaos oluşturma ve ülkenin imajını bozmaya çalışan bir harekete dönüştü. 

İnsan hakları konusunda tırnaklarımızla kazıyarak getirdiğimiz durumu, bir kıvılcımla nasıl yok edilebileceğini gördük. 

O bakımdan idarecilerimizin, demokratik olgunluğa ulaşmasına kadar yanlış yapma lüksü yok. 

Herkes için insan hakkı ve demokrasi istememiz lazım. 

Ülkeyi de bu demokrasi düşmanlarının kucağına itecek bir davranıştan uzak durmamız lazım. 

Herkes bu konuda dikkatli olmalı."