Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,
bazı programlara katılmak için geldiği Kayseri'de, Melikgazi Belediyesi
İbrahim Tennuri Hazretlerini Anma Progamı öncesinde gazetecilere
açıklamalarda bulundu.
Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylardan üzüntü duyduklarını belirten Yıldız, şöyle devam etti:
"İyi niyetli, yeşili korumak için gelen vatandaşlarımızı ayrı
tutararak söylüyorum. Türkiye'de son 10 yıldan bu yana alışık
olmadığımız bir manzarayı oluşturdular.
Bu konuda tabi ki İçişleri
Bakanlığımızın yürüttüğü eğer emniyet güçlerimizden kaynaklanan bir
sıkıntı varsa onu da açığa çıkartıcı soruşturma başlatıldı.
O konuda
maksadını aşanlar tabi ki ortaya çıkartılacaktır. Dünkü görüntülerden
kimler sevindi, kimler üzüldü.
Buna çok iyi dikkat etmek lazım.
Türkiye'de siyasi istikrarın oluşturulması için gayret eden bizlerin bu
görüntülerden hoşlanmadığını ve üzüldüğümüzü söylemek lazım.
Bunu
istismar eden aşırı sol örgütlerin bulunduğunu artık bütün dünya
biliyor.
Türkiye hak ettiği refah seviyesinden ödün
vermeyecektir, Türkiye istikrarına devam edecektir. Bu konuda kimsenin
tereddütü olmasın."
Yeşilin, doğanın siyasete alet edilmemesi
gerektiğini dile getiren Bakan Yıldız, bir günlük bu görüntülerden dahi
farklı fırsatlar çıkarmaya çalışan, ağacın arkasına saklanarak, ağacın
üzerinden politika üretmeye çalışanların başarılı olamayacaklarını
rahatlıkla söyleyebileceğini ifade etti.
Bu
söylediklerinin siyasi partiler için değil, marjinal gruplar için
geçerli olduğunu vurgulayan Yıldız,
"Onlar da Türkiye'yi karıştırmak
için bu gayretlerinde muvaffak olamayacaklardır.
Kişisel özgürlüklerin
sonuna kadar korunduğu ve sonuna kadar devam ettirildiği bu yönetimde
sıkıntı yaşanmayacağı kanaatindeyim"
diye konuştu.
AK Parti iktidarı döneminde doğanın korunmasına büyük önem verildiğini vurgulayan Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yeşili, ağacı bizler o gösteriyi yapanlardan daha az sevmiyoruz.
Madenlerle ilgili bir tartışma yaşanmıştı.
'Niye zeytin ağaçlarını
kesiyorsunuz?' denmişti.
Rakamlara baktım biz 10 yıl önce iktidarı
alırken 91 milyon adet zeytin ağacıyla devralmışız.
Şu anda ülkemizde
162 milyon adet zeytin ağacı var.
Yeşile olan hassasiyetimiz bizim daha
az değildir.
Toplumda birbirimizi hoş görecek birbirimizi daha çok
dinleyecek ve anlayacak ortamları oluştumamaz lazım.
Herhangi bir
gerginliğe yol açmadan."
Alkollü içkilerle ilgili yapılan düzenlemeye de değinen Yıldız, yasanın özgürlüklere engel olmadığını belirtti.
Düzenlemenin dünyanın pek çok ülkesinde uygulandığını ifade eden Yıldız, şunları kaydetti:
"İçkiyle alakalı bir tartışma açıldı. Kimsenin
içkisi yasaklanmış
değildir ancak içki
içebilirim, kendi mülkiyetimdeki
araca binebilirim,
ehliyet de benim ama trafiğe çıkamam.
Yani dünyanın her tarafında bu
böyledir.
Şimdi trafiğe çıkamamayı bir özgürlük sınırlaması olarak
söylerseniz bu yanlış olur.
Yani toplumun refahının korunması, toplumun
sağlığının korunması adına kişisel özgürlüklerin kesintiye uğratılmış
olmasının farklı manalara çekilmemesi gerekir.
Herkes kişisel hayatında
farklı özgürlüklere sahip olabilir.
Farklı giyimlere, kuşamlara ve
tercihlere sahip olabilirler ama bunu toplumun harhangi bir özgürlük
sınırlandırması içerisinde değerlendirmemek lazım.
Herkesin kendisini
toplum karşısında sorumlu hissetmesi lazım."
Oraya sivil bir yurttaş olarak gittim
02 Haziran 2013 14:51
CHP
Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Taksim'deki eylemin halkın eylemi olduğunu
belirterek, kendisinin sivil bir yurttaş olarak eyleme destek verdiğini,
bayraklarını da götürmediklerini söyledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
CNR EXPO Fuar Merkezi'nde "Kentine güvenen kentler buluşması"
sloganıyla düzenlenen Sosyal Demokrat Belediyeler Hizmet ve Proje
Tanıtım Fuarı'nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Taksim Gezi Parkı'ndaki olayları değerlendiren Kılıçdaroğlu, toplumun
özgürlük ve demokrasi konusunda ciddi bir tepki verdiğini söyledi.
Olayların ulusulararası boyuta taştığını savunan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Bu olay, AKP iktidarının ülkeye getirdiği baskının sonucudur. Baskıya
ortak bir tepki göstermiştir halk. Bunu Başbakan'ın çok iyi anlaması
gerekir. Çok iyi değerlendirmesi gerekir. Türkiye kendi bildiği Türkiye
değildir. Hele hele 'İstanbul'da şu kadar kişi toplanacak', 'Ben oraya 1
milyon kişiyi toplayabilirim' diyorsa bu da başka bölücülüktür. Sayın
Başbakan eylem yapanların tümünü kendi karşıtı olarak görmemelidir.
Onların tümü ülkenin özgürlüğü ve demokrasisi için mücadele ediyor.
Kendi yandaşları, özgürlük istemiyor mu? Baskı mı istiyorlar? Toplumun
böyle bir ayrışma sürecine sokmak doğru değildir."
Bir
gazetecinin, Başbakan Erdoğan'ın, Taksim'e yürüyen CHP'lilere izin
verilmesinin ardından "Bundan sonra çıkacak olayların sorumlusu CHP
olacaktır" yönündeki ifadeleri ile BDP İstanbul Milletvekili Sırrı
Süreyya Önder'in "CHP fırsatçılık yapıyor" açıklamasını hatırlatması
üzerine Kılıçdaroğlu, "Son söylediğiniz kişiye benim yanıt vermem doğru
değil" dedi.
"Biz hiçbir zaman fırsatçılık yapmadık. Oraya
sivil bir yurttaş olarak gittim. Eylem yapanlara destek vermek için
gittim. Orada yapılan eylem, CHP'nin eylemi değildir. Yapılan miting de
CHP'nin mitingi değildir. Biz bir sorumluluk üstlendik, bir görev
yaptık. Çok partili yaşamı Türkiye'ye getiren bir siyasal partinin yani
CHP'nin halka duyduğu, halkın eylemlerine duyduğu saygının gereği olarak
mitingimizi erteledik ve iptal ettik. Herkes Taksim'e gitti; biz
bayraklarımızı da oraya götürmedik. Çünkü eylem halkın eylemi. Bir
partinin eylemi değil. Üstelik hemen hemen bütün illerde yapılan bir
eylem. Sayın başbakanın şunu bilmesi lazım; halka rağmen iktidar
olunmaz. Halka rağmen 'Benim söylediğim olur' olmaz."
Demokrasilerde en büyük gücün halk olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu,
"Sayın Başbakanın çıkıp televizyonlarda halktan özür dilemesi gerekiyor.
Bunu bekliyorum. Bu erdemi yerine getirir mi? Bilmiyorum ama sağlıklı
çalışan bir demokraside başbakanların yapması gereken ilk iş, halkın
önüne çıkıp 'Size baskı uyguladık. Baskının sonucu siz tepki verdiniz.
Hepinizden özür diliyorum' diye seslenmektir" diye konuştu.
"Medya çalışanları zor koşullarda görev yapıyor"
Taksim Gezi Parkı
'ndaki olaylar sırasında bazı göstericilerin basın mensuplarına yönelik
saldırılarının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, kendisinin de
zaman zaman medyayı eleştirdiğini ama hiçbir zaman medya çalışanlarını
eleştirmediğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, medya çalışanlarının en zor koşullarda görev yaptığını kaydederek, şöyle dedi:
"Bütün medya çalışanlarına hepimizin saygılı olması lazım. Medya
çalışanlarının kendi görevlerini rahat yapabilmeleri için gerek
yurttaşların gerek siyasal partilerin her türlü kolaylığı sağlaması
gerekir. Bu demokrasilerin temel kuralıdır. Medya özgürlüğü çok
önemlidir. Medyanın mutfağında olaylar şu veya bu şekilde yorumlanabilir
buna da demokrasi içinde saygı göstermemiz gerekiyor ama halkın
özgürlük tepkisini medya yeteri kadar kamuoyuna sundu mu? Hayır. Bu
bağlamda eleştirilir ama bunun sorumlusu medya çalışanlarında değil
medyanın patronlarındadır. Medya patronlarıyla medya çalışanlarını
ayırmamız gerekiyor. Medya çalışanları da özgürlük istiyorlar. Onlar da
yaptıkları haberlerin yayınlanmasını istiyorlar. O nedenle bütün
yurttaşlarıma açıkça söylüyorum; medya çalışanlarına sakın ola ki hiçbir
eleştiri getirmeyin, onlar zor koşullarda görev yapıyorlar sizin
sesinizi dünyaya ulaştırmaya çalışıyorlar. Bütün medya çalışanlarına da
ayrıca onların sorunlarını çözmek için de tek adresin CHP olduğunu
biliyorum."