Adavet fedailiğine vaktimiz yok…
Mübarek
Ramazan ayında da İslam dünyasının dört bir yanından kan, acı ve
gözyaşı haberleri gelmeye devam ediyor.
Suriye'de on binlerce insanın
ölmesi sıradan bir istatistik bilgisi gibi görülüyor.
Mısır'da yüzlerce
insanın katledilmesi Batı onaylı darbenin kaçınılmaz bir parçası ve
rutini gibi algılanıyor.
Biz ise tüm bu zulüm ve haksızlıklara karşı
sadece kalben buğz edebiliyor, tepki gösteriyor ve kardeşlerimize dua
ediyoruz.
Suriye'deki devlet terörüne destek olan veya Mısır'daki
darbeci zulmüne çanak tutan Müslüman ülkeler ise İslam'ın en temel
prensiplerinden birisi olan
'Şüphesiz ki Müslümanlar kardeştir'
ilahi
buyruğunu ayaklar altına alıyorlar.
Batının ve yerli işbirlikçilerinin
yüzlerce yıldır bu coğrafyalarda neler yaptığını, İslam'ın değerlerine
ve birikimine nasıl kast ettiğini zaten biliyoruz.
Şimdilerde ise İslam
adına büyük iddialara sahip ülke ve yönetimlerin bu değerleri
aşındırdığını, köklü kavramları yerle bir ettiğini görüyoruz.
Uhuvvet,
tesanüd, ittihad gibi kıymetli kavramların içi boşaltılıyor.
***
Türkiye'de
kardeşlikten, birlik ve dayanışmadan bahsettiğiniz zaman kimi
çevrelerin istihzayla yaklaştığına, adeta düşmanlık ve ayrışma
istercesine kin kustuğuna şahit oluyoruz. Uhuvvet (kardeşlik) yerine
adavetin esas alınması, birlik mesajlarının şüphe ve istihza ile
karşılanması çok hazindir.
Elbette
herkes herkesin her halini sevmek zorunda değildir ama Müslüman
Müslüman'ı sevmelidir. Müslüman bireyin hoşa gitmeyen, yanlış bulunan,
Müslüman'a yakışmayan halleri ve hareketleri elbette olabilir, bunların
kınanması, eleştirilmesi ve ayıplanması başka bir şeydir, bir bütün
olarak Müslüman'ın yerden yere vurulması başka bir şeydir. Binlerce
iyiliği olan bir insanın onlarca kötülüğü de olabilir. İlahi adalet
iyi-kötü muvazenesine göre hükmeder. Hatasız, günahsız, yanlışsız kimse
olamayacağına göre, insanlara yönelik tavırlarımızın da resmin bütününü
görerek oluşması gerekir.
Bediüzzaman
Hazretleri Lemeat'ta özlü sözler ortaya koyar.
Her biri bir kitap
olabilecek bu sözleri Ramazan vesilesiyle yeni baştan okumakta fayda
görüyorum.
Üstad
diyor ki:
'Tek bir cani yüzünden masumları muhtevi bir gemi batırılmaz.
Onun gibi bir cani vasıf ve fiilin yüzünden çok evsaf-ı masume muhtevi
bir mümine adavet (düşmanlık) hiç edilmez.
Lasiyyema (özellikle) sebeb-i
muhabbet olan iman, tevhid ve İslam gibi evsaf-ı mükerreme, Uhud dağı
gibidir.
Adavetin sebebi olan hatalı şeyler çakıl taşları gibidir, o
evsaf-ı mezmume (kötü vasıflar). Evet, çakıl taşlarını Uhud Dağı'ndan
daha ağır telakki etmek ne kadar akılsızlıksa, hem cinnet-i muhmume
(divanelik) mü'minin mü'mine karşı adaveti o kadar kalpsizliktir'.
Ölen
insanların ardından genelde şefkat ve merhametle yaklaşır, iyi
yönlerini hatırlar, sevdiğimiz yönlerini konuşuruz. Çünkü biliriz ki
dünya boş ve herkes hesabını Allah'a verecek. Ölülere gösterdiğimiz
saygı ve hürmeti, dirilere de göstermek, bağışlayıcı ve merhametli olmak
durumdayız. Adavet fedailiği yapanları Allah'a havale etmek kafidir.
Birileri rahatsız olsa ve istihza etse de biz kardeşliği, birlik ve
beraberliği yüceltmeye devam etmeliyiz.
Bediüzzaman ne güzel söylemiş:
'Ey alem-i İslam! Hayatın ittihadda.
Ger (eğer) ittihad istersen düsturun bu olmalı:
'Hüve'l-Hakku' yerine 'hüve hakku' olmalı.
(Hak yalnız odur yerine o da haktır)
'Hüve'l-hasen' yerine 'hüve-ahsen' olmalı.
(Güzel yalnız odur yerine o en güzeldir)
Her müslim kendi meslek, mezhebine demeli:
'İşte bu haktır, başkasına ilişmem. Başkaları güzelse, benim en güzelidir'.
Dememeli: 'Budur hak, başkaları batıldır.
Yalnız benimkidir güzeli, başkaları yanlıştır, hem çirkindir'.
Zihniyet-i inhisar (tekelci zihniyet) hubb-u nefisten (kendini sevmekten) geliyor,
sonra maraz (hastalık) oluyor, niza (çekişme) ondan çıkıyor.'
31 07 2013
YASİN DOĞAN